Dünya denizciliği büyük bir değişime hazırlanıyor

IBIA 2019 toplantısı için geri sayım başladı. 22-24 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek toplantı öncesi DTO Gemi Akaryakıt İkmal ve Sağlama Faaliyetleri Komitesi Başkanı Muhtaroğlu ile konuyu masaya yatırdık.

Dünya denizciliği büyük bir değişime hazırlanıyor. IMO’nun 1 Ocak 2020’den itibaren yürürlüğe girecek olan gemi yakıtlarında % 0,50 sülfür içeriği kısıtlaması uluslararası sefer yapan tüm gemi işleten firmalar ve bunkerciler için büyük önem arz ediyor. Türk bunker sektörü uzun zamandır bu değişime hazırlanıyor. DTO 13 No’lu Gemi Akaryakıt İkmal ve Sağlama Faaliyetleri Komitesi Başkanı Mustafa Muhtaroğlu ile bu büyük değişimi her yönüyle masaya yatırdık.

DTO olarak çok önemli bir organizasyona ev sahipliği yapacaksınız. Uluslararası Bunkerciler Birliği (International Bunker Industry Association - IBIA) 2019 Yıllık Toplantısı, 22-24 Ekim 2019’da ülkemizde yapılacak. Bu büyük organizasyonun ülkemize getirilmesi noktasında nasıl bir yol hikayesi yaşandı? Burada sizin önemli bir rolünüz olduğunu biliyoruz…

Aslında bu organizasyonun bir başka kıtada yapılması gerekiyordu, IBIA Convention her yıl bir kıtada yapılıyor ve geçen sene Avrupa’da (Danimarka Kopenhag) yapılması nedeniyle bu yıl Amerika’ya gitmesi söz konusuydu. Ancak IBIA yönetimince planlamalar yapılırken, benim IBIA Yönetim Kurulu’nda olmam, IBIA Başkan, başkan yardımcısı ve tüm yönetim kurulu üyeleriyle uzun yıllar birlikte çalışmanın yarattığı iyi ilişkilerle onları bu organizasyonu İstanbul’da yapmaya ikna etmem mümkün oldu. Denizcilikte çok önemli bir değişim yılı olan 2020 öncesi sektörün yegane uluslararası derneği olan IBIA’nın bu en büyük etkinliğini ülkemize getirmekten tabii ki çok mutluyum. Bunda başta Deniz Ticaret Odamızın Başkan ve yönetim kurulu üyelerinin, DTO çatısı altında kurduğumuz ISTANBULBUNKER2020 çalışma grubu mensuplarının çok büyük katkısı oldu. 30 yıla yaklaşan IBIA tarihinde ilk kez bu organizasyonu ülkemize getirdik. Amerika’dan Çine tüm Avrupa, Ortadoğu, Asya, Latin Amerika ülkeleri dahil dünyanın her yerinden yüzlerce katılımcı ülkemize gelecek, çok mutluyuz… 2020 çok özel bir sene, dünya denizciliğinde yeni bir uygulamaya geçiliyor, tam anlamıyla bir dönüm noktasındayız. Böyle bir değişim sürecinde yılda 45-50.000 gemi geçen, Asya’yı Avrupa’ya bağlayan bir noktada, tarihin dönüm noktalarına damga vurmuş bir şehir; “Dünya tek bir ülke olsa başkenti İSTANBUL olurdu” deyişiyle İstanbul’da yapılması gerektiğini anlattım. Bu özel yıl İstanbul’a yakışırdı; bunu başardık, destek veren emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.

Bu organizasyon kapsamında bizim bildiğimiz; “IMO 2020 Güncellemesi: Uyumluluk ve Yaptırım”, “2020 Yakıt Sorunları”, “2020’den Sonra Teknoloji ve Yakıt”, “Liderlik Paneli”, “Armatörler Paneli” ve “Türkiye’de IMO 2020 Uygulamalarına Hazırlık” konuları ele alınacak. Ayrıca, temsilciler IBIA Bunker Eğitim Kursu ve Çalıştayı’na da katılma fırsatı elde edecek. Organizasyon hakkında daha detaylı bilgi verebilir misiniz?

Aslında bu organizasyon tüm haftaya yayılıyor, hatta katılımcılar organizasyon öncesinde gelip Türkiye’de iş yaptıkları insanları ziyaret ediyorlar, fikir alış verişi yapıyorlar, hafta sonunu geçiriyorlar. Birçok özel davet ve toplantı oluyor. Konferans başlangıcında çok faydalı bir eğitim var, ona limitli katılımcı alınabiliyor. Ardından ana konferans var, açılış davetini 22 Ekim Salı günü 19:00’da Deniz Ticaret Odamız veriyor. 10.000 üyeye sahip çatı kuruluşumuzun bu jesti tabii ki çok kıymetli. Diğer taraftan bu dönem bir Türk denizcinin BIMCO Başkanı olması çok özel bir değer, büyük bir olay; sağ olsun Şadan Hanım (Kaptanoğlu) onurlandırıyor bizi, katılımcılara hitap edecek. Devlet erkanı olacak tabii, Tamer Bey (Kıran) konuşacak, ardından çok iyi bir program var. 23 Ekim yani konferansın ilk gününün akşamında; Türkiye’nin lider ikmalcileri Arkas, Energy Petrol, Petrol Ofisi ve SOCAR tarafından kurulmuş olan ISTANBULBUNKER2020 grubunun ev sahipliğinde verilen gala yemeği olacak. Bu hem birlikteliğimizi pekiştiren bir olay, hem de katılımcılara ülkenin bu denli büyük ve değerli kurumlarının verdiği çok ayrı bir ihtimam, önemli bir etkinlik olacak. İkinci gün yine konferansla devam ediyor, çok değerli konuşmacılar, panelistler var (program www.ibiaconvention.com da görülebilir). Ardından İzmir’de çok başarılı işlere imza atan Mustafa Aslan kardeşimizin şirketi Asmira bir boğaz turu yaptıracak misafirlerimize, oradan da özel bir Ayasofya turu düzenliyoruz. İkinci gün kapanış akşam yemeğini dünyanın önde gelen ikmalcilerinden Peninsula verecek. Orada Can Besev isminde dünya bunker piyasasında çok sevilen, adeta bunker alanında fahri konsolosumuz olarak ülkemiz için emek veren vatansever bir dostumuz önemli bir katkı yapacak. Onun yanında onlarca Türk ve yabancı sponsorumuz var; hepsine çok teşekkür ederiz. Siz de dergi olarak etkinliğin yegane Türk medya sponsorusunuz, çok teşekkür ederiz .

Aslında önemli konu şu; bu organizasyonun ülkemizde yapılması Türkiye’ye neler kazandıracak? Özellikle tanıtım anlamında…

Samimi söylemek gerekirse; ülkemizde geçen yıllarda yaşanan tatsız olaylarla İstanbul pozisyonunu biraz kaybetmişti, bir kaç yıl hiç bir büyük, ses getiren etkinlik gelmedi. Hatta oteller söylüyor bunu, ciddi büyük organizasyonlar iptal oldu. Biliyorsunuz cruise gemiler dahi gelmedi, ancak seneye gelmeye başlayacaklar. Açıkçası biraz olumsuz bir hava vardı, bu büyük organizasyonu Türkiye’de yapmak öncelikle bu anlamda çok önemli. Çırağan dahi bu anlamda destek oldu, katılımcılar içinde Türkiye’ye hiç gelmemiş olanlar var. Bu tip işler ülkemiz ve insanımız hakkındaki düşüncelere çok olumlu katkı yapıyor. Örneğin yine sponsorlarımızdan olan Cockett Firması bu sene mutat yıllık toplantısını İstanbul’da yaptı. Tüm dünyadan çalışanları geldi, içlerinde 30 kişi ilk kez Türkiye’ye ve İstanbul’a gelmiş, bu ciddi bir olay. Mesleki olarak çok daha önemli… İstanbul dünyanın en önemli ikmal merkezlerinden biri. Bu sadece yakıt ikmali için değil, buradan geçen gemiler yakıt yanında; yağ, su, kumanya alıyor, personel değiştiriyor, parça tedariki yapıyor, müthiş bir aktivite var. İnsanlara bunu yerinde görme imkanı sağlamak, ilgili kişilerle tanışmalarını, konuşmalarını sağlamak, meşhur Türk misafirperverliği ile ağırlamak gerçekten çok önemli fark yaratıyor. Buradan herkes memnun mesut ayrılıyor, olumlu düşüncelerle dönüyorlar. Bu tip görüşmeler; işlere, firmalara, insanımıza bakışı, yaklaşımı çok etkiliyor, ben canlı şahidiyim. Yeşim Muhtaroğlu’nu başkan olduğu ve 350 kişinin katılımı ile tarihe geçen efsane bir organizasyon olan 2011 İstanbul Bunker Konferansı’nda bir armatörle bir tersanemiz tamamen tesadüfen tanıştı ve sonra çok iş yaptılar. Buna benzer onlarca iş birliği oluyor, böylesi bir platformu Türkiye’de, dünyanın incisi boğazımızda yaratmak hem ülkemize, hem sektörümüze, insanımıza, firmalarımıza, hem de tüm paydaşlarımıza müthiş katkı yapıyor; top yekun bir kazanç elde ediyoruz

IMO’nun 1 Ocak 2020’den itibaren yürürlüğe girecek olan gemi yakıtlarında % 0,50 sülfür içeriği kısıtlaması uluslararası sefer yapan tüm gemi işleten firmalarımız için  büyük önem arz ediyor. Bu nedenle Odamız bünyesinde bir çalışma gurubu oluşturuldu. Yaptığınız önemli çalışmalar var, nedir bu çalışmalar?

Evet, Nisan 2018’de İMEAK Deniz Ticaret Odası seçimlerini kazanıp, benim de 13 No’lu yakıt sağlayıcılar komitesi adına meclis üyesi ve meslek komitesi başkanı olarak seçilip, ayrıca yönetim kurulu yedek üyeliğine gelmemle daha ilk yönetim kurulu toplantısında yönetime önerdim bu konuyu. Sağ olsun yönetim kurulu başkan ve üyeleri destek verdiler onayladılar ve İstanbul’un önde gelen ikmal firmaları Arkas Bunker, Energy Petrol, Petrol Ofisi ve SOCAR Türkiye’nin kurucusu olduğu ISTANBULBUNKER2020 isimli bir çalışma grubunu hayata geçirdik. Bu grup sadece Türkiye’nin lider ikmalcilerinin DTO çatısı altında birliktelik sergilemesi değil, ayrıca sektörü 2020 sürecine hazırlamak açısından da çok büyük bir adım oldu. Ciddi teveccüh gördük, bazı toplantılarımızı 20-25 kişilik katılımlarla yaptık ve tarihimizde ilk kez bir uluslararası konferansa böyle bir birliktelikle katıldık. Ülkemizi uluslararası arenada güçlü bir grup olarak temsil ettik. ISTANBULBUNKER2020 grubunu kuran firmalar ülke menfaatini, sektörün ortak değerlerini, bireysel pozisyonlarının üstünde tutma büyüklüğünü ve zarafetini göstererek, birlikte İstanbul’u Türkiye’yi anlattık. 2018 Kasım ayında Kopenhag’da yapılan convention da bu şekilde bir sunumla ülkemizi ön plana çıkardık.

Çalışma gurubu ardından hemen tüm paydaşlarla bir araya geldi, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımıza, Maliye Bakanlığımıza, gümrük idaremize Enerji Piyasası Düzenleme Kurumumuza, ardından  rafinerilerimize, ilgili sivil toplum kuruluşlarına ziyaretler yaptık. Onlardan gelen katılımcılarla düzenli toplantılar yaptık, Armatörler Birliği, KOSDER ve üretici rafinerilerimizle bir araya geldik, mükemmel, bir büyük aile birlikteliği oluşturduk. Şu anda tüm paydaşlar çok yakın ve yapıcı bir iletişim ve işbirliği içinde. En büyük kazancımız budur, mükemmel bir saygı, sevgi, anlayış ve birlikte hareket etme, birlikte çalışma, üretme ortamı yarattık. Ocak 2019’da DTO çatısı altında bir seminer düzenledik. Bu tip toplantılar içinde açık ara en fazla katılım olan organizasyon oldu, salon almadı, Petrol Ofisi özel destek oldu, hem seminerin moderatörlüğünü yaptı, hem de sponsor oldu. SOCAR, Arkas Bunker gibi ikmalci firmalardan sektörün tecrübeli isimleri katılımcıların sorularını samimiyetle cevapladılar. İnanın toplantıdan çıkıp, beni ve arkadaşlarımızı arayan onlarca katılımcı oldu. Özellikle armatör firma operasyonlarında görev yapan arkadaşlar çok faydalandıklarını, tüm sorularına cevap bulduklarını söylediler. Yapılan sunumlarda Geden Enerji Müdürü Aydın Aydın ve ISTANBULBUNKER2020 adına konuşan Erdem Coker’in sunumları öne çıktı. Duyum alıp sunumları yurt dışından isteyenler oldu, bu sayede Aydın Aydın IBIA Convention ana bölümüne davet edildi. Sektöre ciddi katkı yaptığımızı, birçok bilgi kirliliğini ortadan kaldırdığımızı söyleyebilirim.

Hatta bu seminer o kadar faydalı oldu ki, tekrarı istendi. Mayıs ayında DTO meclis salonunda benzerini KOSDER ile işbirliği içinde yaptık. Bu kez teknik konuları Murat Bakal arkadaşımız anlattı, piyasalar için Londra’dan bir Türk arkadaşımız Argus’ta çalışan Enes Tunagür geldi, piyasalar ve fiyat oluşumları hakkında çok aydınlatıcı bir sunum gerçekleştirdi. Ardından tekrar 2 Ekim günü KOSDER ev sahipliğinde bir etkinlikte konuşacağız. Sektörün 2020 için her anlamda hazırlanmasına ciddi katkı yaptığımızı gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Öyle açık ve samimiyiz ki buradan sizin aracılığınızla tüm sektöre tüm meslektaşlarımıza sesleniyorum. Ne olursa olsun bizi arayabilirsiniz, ISTANBULBUNKER2020 çalışma grubumuzda sektörün marka isimleri var. Hepimiz gönül açıklığı ile tüm iyi niyet ve dostlukla, sektörümüz için ne lazımsa yapmaya hazırız. En son 6 Eylül günü DTO’da toplandık. Herkes düzenli toplantılarımıza katılabilir, tek amacımız var o da Türkiye... Ülkemizin, insanımızın, bu değişim sürecinden avantajlı geçip güçlenmesini sağlamak istiyoruz. Ülkemize daha fazla iş getirmek, daha fazla döviz kazandırmak, daha fazla insan çalıştırıp istihdama katkı yapmak, özellikle genç hatta öğrenci arkadaşlarımıza dokunmak değer katmak, yardım etmek istiyoruz…

ISTANBULBUNKER2020 çalışma grubu olarak başka çalışmalarınız da var mı?

Çalışma grubumuz şu anda çok önemli bir konuda yoğun emek veriyor. Yeni yakıtla birlikte tüm ikmal şartları da değişecek. Adeta kartlar yeniden dağıtılıyor, bunun için ikmal şartnameleri yeniden yazılıyor, biz bunu ortak bir çalışma şeklinde yaptık ve sonuçlandırdık. İnanın satır satır yapılan bir çalışma, armatörlerimizin de menfaatlerine yönelik olarak BIMCO yakıt şartnamesi bazlı yapıldı. Bunu üyelerimiz onayladı, başkana sunduk, uygun olursa DTO tarafından açıklayacağız ve özellikle yeni yakıtın sunumunun başlanması beklenen son çeyrekte ve yeni yıldan itibaren bunu kullanacağız. Dünyada örnek bir çalışma olacak, ortak akıl ürünü, herkes için aynı ve eşit şartlarda bir sözleşme. Çok yararlı olacağı kesindir. Bizim ISTANBULBUNKER2020 çalışma gurubu yanında birde ÖTV’siz yakıt çalışma grubumuz var. Bu da şöyle gelişti; katıldığım yönetim kurulu toplantılarında ÖTV’siz yakıt uygulamaları ile ilgili birçok soru, hatta sorun geliyordu. Hiç birimiz konunun uzmanı değiliz, oysa bizim meslek komitesi başkan yardımcısı arkadaşımız Özkan Girit bu konuda uzman, yönetime öneride bulundum kabul gördü ve ÖTV’siz yakıt konusunda da bir çalışma grubu oluşturduk. Özkan Bey arkadaşımız yönetiyor, inanın ilk toplantıda ben şaşırdım. Odaya sığmadık 20 kişi geldi, büyük bir boşluk varmış, ÖTV’siz yakıt ikmali yapan firmalar katıldı. Çok temel sorunları vardı, hemen elleçledik, şimdi yine esastan bir sorun var ona çalışıyoruz. Neticede sektörün ne ihtiyacı varsa biz oradayız, çalışıyoruz hatta şöyle söyleyeyim çok çalışıyoruz…

Ülkemiz dünya bunker sektöründe ve bölgemizde önemli bir oyuncu haline geldi? Son rakamları bizimle paylaşır mısınız?

Profesyonel olarak 1986 senesinde başlayan uluslararası bunker ikmal tarihimizde ilk kez 2018 itibari ile üç milyon ton rakamını yakaladık. 2017’de 2.7 iken, anlamlı bir artışla üç milyon tonu gördük, tüm sektör mensuplarına teşekkür etmek gerekir. Cansiperane gece gündüz çalışarak ofislerde satandan depoda yükleyene, denizde teslim edene, gümrükçülerimizden gemi adamlarımıza kadar herkes sonsuz teşekkürü hak ediyor. Bu sektör ülkemiz için çok önemli… Döviz kazandırıyor, istihdam yaratıyor, ben şöyle diyorum Boğazlarımızdan geçen her gemi bu sefer değilse, bir sonrakine burada duruyor ve bir şekilde bir şey alıyor, bir temas kuruyor ve biz sadece yakıt ikmali değil, tüm ikmalciler hatta servis botlarımız ülkenin görünen yüzü oluyoruz. Her yıl 20-25 bin gemiye yanaşıyoruz, dokunuyoruz ve adeta gemiler ülkeyi bizle biliyor, bizle tanıyor, o anlamda gerçekten büyük iş yapıyoruz. Bir de tabii şu var; uzun yıllar önce sevgili Osman Öndeş kulakları çınlasın benimle bir röportaj yapmıştı. Orada “kapının önünde ihracat” demiştim, gerçekten öyle… Önümüzden geçen gemilere ülkemizde mal verip, ihracat yapıp, döviz kazandırıyoruz, Allah’a şükür idarede bizi öyle görüyor. Başta Gümrük olmak üzere, bakanlıklar, limanlar EPDK bize çok destek oluyor, bu vesile ile hepsine çok teşekkür ederiz…

Gerçekten rakamsal olarak önemli bir büyüklük yakalamışız…

Rakamlar şu açıdan da anlamlı; ben sektöre girdiğimde sene 1986 Pire Limanı bizim 10 katımız yakıt satardı. Herkes oradan alırdı, hatta İtalya’nın Agusta Limanı bile önemli ikmal limanı idi. İstanbul haritada dahi yokken, zamanla miktarlar değişti 3/5 kat oldu, ama hep açık ara öndelerdi. En iyi durumumuzda dahi iki katımız yakıt satarlardı ama öyle bir çalıştık ki… Tabii biraz da onların yaşadığı mali krizle birlikte, biz onların iki katı satar noktaya geldik. Gerçekten çok önemli bir iş, bir başarı hikayesi kazandırdık ülkemize. Bölgenin en önemli ikmal merkeziyiz. Baktığınızda Rusya, Ukrayna, Gürcistan, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan, Mısır, Libya, Tunus, İsrail, Suriye, Lübnan, Kıbrıs her birinden fazla satıyoruz. Bölgede onlarca ülkenin açık ara önündeyiz, bu büyük bir olaydır. Her anlamda ülkemiz için denizciliğimiz için çok önemlidir, büyük başarıdır. Bu konuda bir diğer önemli rakam, yakıt ve diğer hizmetleri alan gemi sayısıdır. Bu anlamda biz tüm dünyada açık ara öndeyiz, on binlerce gemi yakıt alıyor, bunun iki katı sayıda gemi durup bir şekilde bir mal ve hizmet alıyor. Bu önemli bir ticari faaliyet… 2017’nin Aralık ayında Yunanistan’da bir seminere davetliydim. Gibraltar ve Algeciras temsilcileriyle aynı platformda bir panelde yer aldım. Yanımdaki Algeciras temsilcisine sordum; “Kaç ikmal yapıyorsunuz?” diye. Bana “2600 gemi” dedi. Bakınız 2017 ve 2018’de biz firma olarak 2400 üstünde gemiye yakıt ikmali yaptık, bu çok çarpıcı bir rakamdır…

Bu vesile ile şunları da söylemek doğru olur; 2019 farklı ve hatta ilginç bir yıl… Denizcilikte adeta milat, büyük bir değişim, bunun çok ciddi tezahürleri oluyor. Hal böyle olunca, belki bu seneyi tenzil etmek, istisna olarak değerlendirmek lazım... Hem ikmalciler, hem rafineriler, hem yakıt alıcıları ve armatörler bu büyük değişime hazırlanıyor. Bu her yerde böyle, piyasa da doğal bir daralma yaşıyor. Birçok gemi tersanede scrubber takıyor, birçok ikmalci eski yakıt depolarını terk edip, yenisine hazırlanıyor. Barçlar temizleniyor, bir kısmı bir süre için devreden çıkıyor, yakıt alanlar adeta seferlik yakıt alıyor, 2-3 ay sonra başka yakıt alacağı için temkinli davranıyor. En önemlisi rafineriler 2-3 ay sonra büyük ölçüde tedavülden çıkacak bir malı artık üretmemeye sunmamaya başlıyor. Hal böyle olunca bu sene her yerde miktarlarda bir düşüş olacak, bizim piyasamızın da %15-20 daralması söz konusu ki bu aslında çok sağlıklı bir süreç. Bir arınma, bir yenilenme, hazırlanma devresi, yeniden başlamak gibi görmek lazım. Yeni yakıtın kullanılmaya başlanması, arz ve talebin oturmasını müteakip, İstanbul yine tam yol devam edip, bölgenin en aktif ve önemli ikmal merkezi konumunu pekiştirecektir.

Çalışma gurubu ile birlikte Türk bunker sektörünün hedefleri neler? Neler konuşuluyor masada?

2020 bir milat, büyük bir değişimle birlikte kartlar yeniden dağıtılıyor, sektörün 50 senedir kullandığı ana yakıtta çok radikal bir değişim oluyor ve işin enteresanı bu yakıt şu anda yok. Ne fiyatı, ne de standart bir kalite olarak evsafı belli. Bugüne kadar her yerde aşağı yukarı aynı yakıt vardı, şimdi yeni bir ürünle karşı karşıyayız. Yavaş yavaş tanıyacağız, alıp satıp kullanıp göreceğiz ve aslında hem arz, hem talep bu sürecin sonunda ortaya çıkacak. Gemilerin ne tercih edeceği belirleyici olacak ve piyasa ona göre şekillenecek, dünyanın her yerinde ikmalciler ve armatörler bu süreci adım adım yaşararak pozisyonlarını belirleyecekler. Mesela daha geçen hafta İspanya’da Repsol Rafinerisi sadece yeni yakıtı satacağım dedi. Buna paralel olarak bakalım armatörlerin tamamı yeni yakıta mı, yoksa daha kolay ve teknik olarak riskleri düşük olan her yerde hazır bulunan daha önemlisi karıştırma sıkıntısı olmayan motorine mi yönelecek? Ona göre her şey şekillenecek. Şunu söyleyebilirim; ikmalciler her senaryoya hazırlanıyor, tank temizliyor, ilave tank alıyor, tedarik çeşitlendiriyor, barçlarını hazırlıyor ama her şey adım adım yaşayarak oturacak…

Bizim çalışma grubu olarak ya da daha doğrusu meslek kuruluşları olarak görevimiz; önce her şartta ve değişen kurallarda güvenli, kaliteli, ehil bir liman olduğumuzu temin etmektir. Biz en başta sektör, oda ve çalışma grubu olarak bunu yapıyoruz. Dünyaya bunu gösteriyoruz, bu mesajı veriyoruz, bu çok önemli… Önce emin bir liman olacaksınız, devamlılığınız, kaliteniz olacak, şeffaf olacaksınız. Bugün Türkiye’de kim yakıt alsa, gümrük sisteminde bu yakıt nereden geldi, hangi tankta depolandı, hangi hattan, hangi barca kaç ton yüklendi görebilirsiniz. Oyuncular lisansı ve son tahlilde bu değişim süreci için bir araya gelmez bir çalışma gurubu ihdas edip, bunu bir "birliktelik" teması ile yapmak, bir kurumsal çatı altında yapmak çok önemli ve kritikti. Burada hiç kimse bu değişimin satır aralarından menfaat teminine yönelmemeli, yönelememeli… İşte biz ISTANBULBUNKER2020 Çalışma Grubu olarak bunu temin ettik ve dünyaya gösteriyoruz. Bu anlamda IBIA Convention çok önemli bir mecra, tüm sektöre, ülkemize, tüm dünyaya bu mesajı veriyoruz…

Armatörler ve bunkerciler için yeni bir yol başlıyor, armatörlere önerileriniz neler?

Armatörler ilk başlangıçta tabiri caizse gol yediler, çok önceden yayınlanan bu kurala fazla aldırmadılar, bir lobi vs. yapmadılar, ertelenir diye düşündüler. Hatta çok iyi hatırlıyorum 2011 İstanbul Bunker Konferansı’nın başkanıydım, INTERTANKO’yu davet ettim. “Tüm gemiler dizel yaksın” çıkışını yaptıkları dönemdi, neredeyse adamı linç edeceklerdi ama 10 sene sonra o noktaya geldik. Bu süreç yaşanacaktı, şimdi yaşıyoruz, zor ve meşakkatli bir dönem olacak, herkes birbirine anlayışlı ve yardımcı olmalı. Neticede bizim 2016’dan beri söylediğimiz gibi bu uygulama ertelenmeyecekti ve ertelenmedi. Biliyorsunuz IMO Genel Sekreteri odamızı ziyaret etti, akşam yemeği dahil 6-7 saat birlikteydik. Kendisi de net olarak teyit etti ve erteleme olmadı. Bu çerçevede aslında armatörler son dönemeci iyi yönetiyorlar. İlk söyleyeceğim oldukça ketumlar, fazla renk vermiyorlar, bu da normal karşılanabilir. Kendi yakıtını depolamayı planlayan büyük gruplar dahi var. Bir VLCC gemiyi nisan ayından beri 0.5 doldurup bekleyen armatör dahi var. Büyük filolara kısmen (büyük tonajda) scrubber, kısmen yeni yakıt gibi stratejiler yaptılar. En azından artık şu belli 1 Ocak 2020’den itibaren herkes yeni yakıtı yakacak...  Şimdi bunun hazırlıklarını yapıyorlar, bir çoğu tank temizliği yapıyor, hatta yaptı. Ekim’de yeni yakıtı almaya başlayacaklar dahi var, ana limanlarda mukavele yapanlar oldu, bir kısım armatör ne yakacağını belirledi ki bazı tonajlar için bu net motorin olacak. Bazıları yeni yakıtın evsafına göre karar verecek, bir kaç deneme sonrası netleşecektir ama herkes hızla yeni yakıt yani 0.5 fueloil ya da motorin almak üzere planlarını yapıyor. Scrubber takanlar, belli duruma göre daha sonra takacaklar olacaktır, gerçekte herkes yakın izlemede ancak tabii scrubber takma kararı verenler aslında süreci bitirmiş oldular. Onlara tavsiyem yakacakları (HSFO) yakıtı garantiye almalarıdır.

Bu vesile ile şunu tekrar vurgulamam lazım; gemilerin üstünde bulunan HSFO yakıtı bitirmek için 1 Mart’a kadar bir süre var. Bunu bazı armatörler 1 mart 2020’ye kadar yakarım, hatta karıştırır yakarım gibi düşünenler var. Böyle bir şey yok, 01 Ocak 2020’den itibaren HSFO yakmak yasak. Tüm gemiler mutlaka maksimim 0.5 kükürtlü yakıt yakılacaklar. Gemilerde bulunan HSFO 1 Mart 2020’ye kadar bertaraf edilecek, yani çöpe atılacak. Kimse bu riske girmemeli, eski yakıtı yılsonundan önce bitirmeli. Yoksa bir de üstüne para verip atmak lazım… Bir diğer konu FONAR denen yakıt bulamadım meselesi ki, bu da yanlış anlaşılıyor. Bu kesinlikle bir muafiyet değil, yakıt bulamadık HSFO yakarım gibi bir şey kesinlikle söz konusu değil ki zaten yakıt bulamadım diye bir şey yok. Her yerde motorin var, alıp yakacaksın, buna güvenip plan yapılmamalı, çok kötü neticeleri olabilir. Hatta buna başvuranların daha sık ve katı denetime alınması söz konusu ve bu evrakı ver tamam diye bir şey yok. Birçok belgeyle kanıtlamanız lazım, armatörlerimiz buna güvenmesin. Ayrıca ikmalci yakıt vermez, scrubber yoksa kimse o riski almaz yakıt vermez. Bu iki konu çok soruluyor, bu nedenle tekrar vurgulamak istedim. Netice itibari ile armatörlerimiz işlerini çok iyi bilen insanlar, güçlü kadroları var. Yapmaları gereken gemi tanklarını yeni yakıta hazırlamak ki, bence bu konuda en akıllıca yöntem 2020 öncesi 2-3 kez motorin ve yeni yakıttan alıp tankları bu şekilde hazır hale getirmek. Bu sayede yeni yakıtı test edip, uygunluğunu görebilirler ve ona göre devam ederler.

Bu noktada ne tür kaygılar yaşanıyor?

0.5 fueloilde en büyük kaygı; her yerde aynı esvapta olmayacağı ve karışım şeklinde üretilenlerle de karşılaşacakları şeklinde. Bu ön görülemez önceden yaşamadıkları durumlardır, ancak bunun tek yolu küçük partiler halinde seferlik alıp denemeleridir. Bölgemizde en yaygın olan koster tipi gemiler genelde motorine yöneliyorlar. Onların içinden belli teknik özelliklere sahip olanlar, yeni yakıt hazırlanırken ortaya çıkan düşük vizkositeli, düşük kesafetli yakıtlar olacak onlara yönelebilirler. Bu noktada en önemli hususlardan biri scrubber takacak gemilerin eski yakıt (HSFO) ikmalinin devamını garantiye almalarıdır. Bir çok yerde yeterli talep olmaması nedeniyle HSFO sunulmama veya sunum ekonomisinin beklendiği gibi olmama riski var. Birçok ikmalci bunu sunmayacak. Şöyle düşünün bir ikmalci talebi %90 düşecek bir ürünü neden stoklasın sunsun. Mesela ben bir ikmalci olarak bu yakıtı depoma koyup, Boğaz’dan scrubberli gemi geçer de belki ister diye bekleyemem. Tahminimce bu yakıt daha ziyade yıllık kontrat karşılığı sunulacak, o nedenle scrubber takan gemilerden düzenli sefer yapanların gidecekleri limanlar belli olduğu için bir an önce oralarda kontrat yapmalarını tavsiye ederim ama şunu da söylemeliyim: Örneğin dünyanın en büyük konteyner hatları içinde ilk 5’de yer alan bir firma eylül başı ihaleye çıktı ve teklif gelmedi.

Son olarak söylemek istediğim yakıtın fiziken temini yanında, tedarik süreçlerinin ticari olarak çok iyi yönetilmesi konusudur. Bakın son dönemde cinsine göre ortalama 350/400 dolar olan fueloil 550/600 dolar olacak. Şu anda yeni yakıt bazı limanlarda satılmaya başladı fiyatı 580/600 seviyelerinde, yani aynı miktar yakıt için %40-50 daha fazla ödenecek. Bu demektir ki; bu yakıtı aynı şekilde, aynı miktarda, aynı şartlarda sunmak için % 50 fazla para, finansman lazım. “Bunu kim yapacak, kim sunacak, bu parayı kim koyacak, hangi şartlarda neye karşılık verecek?” çok iyi hesap yapmak lazım. Finans piyasaları, kredi imkanları malum, özellikle denizcilik piyasalarının finans yapısı biliniyor. Açık söyleyeyim bugüne kadar armatörlerin en büyük dostu, destekçisi yakıtçılar olmuştur. Buna bizim gibi yakıtı fiziken teslim edenler yanında, yakıt satan "trader" olarak bilinen meslektaşlarımızı da koyuyorum. İnanılmaz bir olanak, dünyada bulunmaz bir imkan sunuyoruz, hem de açık hesap, uzun vade, iddia ediyorum dünyada başka hiç bir sektörde ve piyasada bu yok. Lütfen kimse yanlış anlamasın ve alınmasın çok çarpıcı ve canlı rast geldiğim için söylüyorum. Bir banka sordu oradan biliyorum. Bankadan otomobil kredisi alamayan birisi, bir telefonla dünyanın her yerinde yüzbinlerce dolarlık yakıtı alabiliyor ve istediği zaman ödüyor. Böyle bir lükse dünyada kimse sahip değil, bu mekanizmaya çok saygı duymak lazım. Armatörlerimizin bunu kaybetmemek için gerekli planları yapmaları elzemdir, hiç bir şey eskisi gibi olmayacak olamaz. Bir fiyat artışı ve ilave finansman gibi bir ihtiyaç var, bunu hepimiz iyi okuyup düşünmeliyiz.

Bakınız yakıtçılar her ay armatörlere, kiracılara, operatör, işletmeci yani yakıt alanlara 10 milyar dolar veriyor. Bu şaka değil, ciddi bir finans var işin içinde ve bunun 15 milyar olması söz konusu. O nedenle herkes bunun finansını, ekonomisini çok iyi düşünmeli ona göre hareket etmeli. Geçenlerde bir bankacı geldi, bu yeni durumu finans ihtiyaçlarını konuşuyorduk. Bir an içimden geldi dedim ki; “petrol fiyatları düşer, yeni yakıt 300 dolar olur, hepimiz aynen devam ederiz” bakalım, yaşayıp göreceğiz. Denizciler Allah’ın sevgili kullarıdır, dünyayı taşırlar, Allah yardım eder inşallah bu süreci atlatırız…

 Türk bunker sektörü yeni süreç için nasıl hazırlık yaptı? Hazır mıyız 2020’ye?

Her şeyden önce Türk bunker sektörü çok güçlü, tecrübe, bilgi birikimi ve daha önemlisi çalışkanlık olarak çok önde. Finansal yapımızda iyi, sektör dışı nedenlerle bir kaza olmazsa bu anlamda sıkıntımız yok. Depolarımız barçlarımız var yani hazırız diyebilirim. Ancak tabii ülke rafinerilerimizin, TÜPRAŞ ve Star Rafineri’nin bu yeni yakıtı üretmeyecek olmaları bir dezavantajdır. Ancak şöyle bir şey var ki; İstanbul bunker piyasası zaten uzun yıllardır  %70 dışardan besleniyordu. Şimdi bu %100’e yaklaşacak, ama biz burada konumumuzla bilgi birikimimizle beşeri ve fiziki sermayemizle yatırımları büyük ölçüde tamamlamış olarak tabi ki pozisyonumuzu pekiştirme potansiyeline sahibiz. Hatta bir kaç yıl sonra çok daha fazla yakıt satan bir liman olabiliriz, çünkü İstanbul en başta çok çok özel bir isme ve şöhrete sahip. İnanın abartmıyorum, dünyanın en iyi ikmal limanıdır. Kalite, miktar sorunu yoktur, süper hizmet alırsınız; o nedenle hiç bir engelimiz yok. Sadece bu yeni yakıtın nereden, ne evsafta, ne şartlarla çıkacağını izleyip, getirip sunacağız. Her platformda söylüyorum, hatta diyorum ki bunu ben söylemiyorum bir armatör söyledi: “İstanbul (yakıt ikmallerinde) cennet”… Gerçekten öyle, diğer yerlerde hep bir şeyler var uzun uzun anlatmayalım, ama gerçekten İstanbul dünyanın en iyi ikmal limanı, net CENNET ve kimse cennetten ayrılmak istemez…

Bu konudaki çalışmalarımızdan bir tanesini daha paylaşmak isterim. Biliyorsunuz benim Türkiye’de birçok noktada "bunkers only" ya da hizmet alma noktaları olmalı diye bir çıkışım oldu. Bunu en çarpıcı şekilde DTO yönetimi olarak yaptığımız Aliağa ziyaretinde dile getirdim. Çok ilgi çekti, hatta aynı masada oturduğumuz idareciler söz verdi, ancak henüz başlatamadık. Bunu şunun için söylüyorum; 2020’den sonra bir çok rafineri HSFO yapmayacak, ancak TÜPRAŞ Aliağa yapabilir ve orası bir HSFO ikmal noktası haline gelebilir. Bunu ciddiyetle ele alıp, hayata geçirmemiz lazım, idaremizin bunu çözmesi önünü açması çok önemli. Ülkemize, bölgemize ilave kazanç yaratacak, iş alanı açacak bir konudur.

Son olarak nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Son olarak üç mesaj vermek istiyorum; birliktelik, birliktelik ve birliktelik… Ancak birlikte olursak güçlüyüz… O öyle, bu böyle (dedikodu) sarmalına girdik mi bitiyoruz. Sadece enerjimiz tükenmiyor; hem güç, hem para, hem insan, hem iş kaybediyoruz. Önce birlikte olmalı, dik durmalıyız, bir çizgimiz ve duruşumuz olmalı, gerisi gelir. Biliyorum bu konuda zafiyetlerimiz var, hatta çok çirkin klavye silahşörleri de var, ama biz onları yok sayıp yolumuza devam edeceğiz. Ben 33 senedir bu sektördeyim ve sektörümüz adına yeni kuşaklardan çok umutluyum. Bahsettiğim şu anda 40 yaşlarında olanlar çok olgun, kaliteli ve akıllılar. Bizi ileri taşıyacak, çıtayı yükseğe oturtacaklar. Onları şimdi 30’lu, 20’li yaşlarda olanlar izleyecek ve başaracağız… Bundan eminim, yapmamız gereken çok çalışmak… Dünyanın gözü üstünde olan dünyanın incisi bir noktadayız, birbirimize güvenip birlik olarak yapamayacağımız hiç bir şey yok. Yine şu an bunları söylerken aklıma geldi. Sevgili eşim, şirketi birlikte kurduğumuz hayat ve yol arkadaşım Yeşim Muhtaroğlu bahsettiğim efsane konferansta başkandı ve açılış konuşmasını şöyle tamamlamıştı: “Trust and cooperation” evet “güven ve yardımlaşma” kilit kelimeler bunlar… Hepimize başarılı bir konferans dilerim, Allah utandırmasın…

Vira Haber

RÖPORTAJ Haberleri

ESKO Marine Exposhipping’de Denizcilik Temasıyla Sanatı Buluşturdu