Zafer Ergül "Geleceğin denizcilerini yetiştiriyoruz"

2014 yılının, 2013 yılına göre daha olumlu geçeceğini belirten Martı Marina Müdürü Zafer Ergül, dışarıdan gelen misafirlerin denizle iç içe yaşayacak enstrümanlara sahip olabilmelerinin kendileri için önemli olduğunu vurguluyor.

Güney Ege’nin cennet köşesi; Hisarönü Körfezi’nde Türkiye’nin denize girilebilen ilk marinası olan Martı Marina, insanlara sahil keyfini yaşatmayı amaçlayan bir yönetim anlayışına sahip. Yelken kulübünde profesyonel yelkencilere sahip olan marina bir anlamı ile geleceğin denizcilerine yatırım yapıyor. 2014 yılının, 2013 yılına göre daha olumlu geçeceğini belirten Martı Marina Müdürü Zafer Ergül, marinada bir kulüp havasının oluşturulması ve dışarıdan gelen misafirlerin denizle iç içe yaşayacak enstrümanlara sahip olabilmelerinin kendileri için önemli olduğunu vurguluyor. Özellikle çocuklara denizle ilgili mesajlar verdiklerine de vurgu yapan Ergül ile marina ile ilgili yatırımları ve önümüzdeki süreçteki hedefleri konuştuk.

Bize hem kendinizden, hem de genel olarak Martı Marina’dan bahseder misiniz?

Gemi inşa mühendisiyim. 1986 yılından itibaren marinacılık sektörünün içindeyim. Hem teknik anlamda, hem de marina anlamında yıllardır sektörün değişik yerlerinde çalıştım. Yedi aydan beri de Martı Marina’dayım. Öncelikle burası sadece marina olarak 15-16 sene hizmet vermiş bir tesis. Otelin devreye girmesiyle ve yeni yönetim kurulunun hedefleri genişletmesiyle daha farklı bir hizmet sunmaya başladık. Artık arkadaki otel ve öndeki marinayla birlikte daha çok insanın bu tesisten yararlanmasını sağlayacağız. Otele gelen misafir ön tarafta marinadan faydalansın, yelken eğitimi alsın, kürek çeksin, kano veya jet skiye binsin istiyoruz. Gün batımını seyretmeleri için hizmet veriyoruz. İnsanları buraya balık avlamaya getiriyoruz. Kısacası insanlara sahil keyfini yaşatmayı sağlamalıyız. Ayrıca marinamıza bir kulüp havası kazandırmak da bir diğer hedefimiz. Marinamızın kendine ait en önemli özelliklerinden biri de yelken kulübüdür. Federasyondan kayıtlı profesyonel sporcularımız var. Kimisi bizim sporcumuz oluyor, kimisi de sadece eğitim alıyor. Böylece geleceğin denizcilerini yetiştiriyoruz. Adını çok iyi duyurmuş Mısra Restoranımız var. Ayrıca marina içinde denize girilebilen nadir marinalardan biriyiz. Konum olarak yakında olan birçok koya gidilebilecek bir pozisyonumuz var. Sakin ve huzurlu bir marinayız. Kışın 320, yazın 380 tekne bağlama kapasitemiz var. Kış aylarında teknelerin bağlanmasını uygun görmediğimiz yerleri boş tutuyoruz.

Martı Marina olarak 2013 yılını nasıl geçirdiniz?

2013 yılı yaklaşık yüzde 70 doluluk oranıyla geçti. Marinamızın özellikle kara sahasında önceki yıllara nazaran daha az dolulukla hizmet verdiğimizi gördük. Denizdeki trafikte, çevremizdeki marinalardan da gördüğüm kadarıyla biraz düşüş var. Ama gördüğümüz ilgi 2014’ün daha iyi geçeceğini gösteriyor.

Önümüzdeki süreçte yapılması planlanan başka yatırımlar olacak mı?

Marinamızda bir kulüp havasının oluşturulması, dışarıdan gelen misafirlerin denizle iç içe yaşayacak enstrümanlara sahip olabilmeleri bizim için önemli. Değişik tip tekneleri kiralamak için hazırlıklarımızı yapıyoruz. Bir de Mısra Restoran’ın işletmesini doğrudan biz üstleniyoruz. Bugünün küçük denizcileri yarın büyük teknelerle bizim müşterimiz olacak. Denize olan ilgi gittikçe artıyor. Çocuklara denizle ilgili mesajlar veriyoruz. Anneler, babalar da çocuklarının denizle ilgili bir meslek sahibi olmasına daha sıcak bakmaya başladılar. Bizim bulunduğumuz yöre, denizci bir bölge. Deniz bilincinin gelişmesi bizim için bir artı oluyor. Bizim reklam yapmamızdan ziyade sistem bunu yaratmış durumda. Biz de bundan faydalanıyoruz.

Bölgede su sporlarına ilgi bir hayli fazla…

Bizim marinamızın yan tarafında bulunan plajın bir kısmını da kullanarak su sporlarını geliştirmeyi planlıyoruz. Hali hazırda kiralık teknelerimiz var ama çeşitlendirmek lazım. Faaliyetlerimizle insanları tekne almaya heveslendirmek istiyoruz. Daha çok yelkenle ilgili etkinliklerimiz ön planda.  Mesela İsrail’de her marinada bir yelken kulübü vardır.

Martı marina olarak çevre konusunda ne gibi tedbirler aldınız?

Bizim hem plajımızın, hem de marinamızın mavi bayrağı var. Orhaniye ve Hisarönü Körfezi yatçılar için çok cazip yerler. Şu an marinamızda 300 yat var. Eğer bizim marinamız olmasaydı bu yatçılar o bölgeleri yine de kullanmak isteyeceklerdi. Biz 300 tane yata tonoz vermişiz. Eğer onlar kendi demirlerini atsaydı her gün bu kadar teknenin deniz dibinde kötü bir etkisi olacaktı. Bu kadar tekne illa ki kendi atıklarını üretecek. Ama biz marina olarak onlara olanak sağlıyoruz. Teknelerin mutlaka tamir bakım gibi konuları gündeme gelecektir. Marinamızda biyolojik arıtma tesisi var. Evsel atıklar biyolojik arıtmayla bertaraf ediliyor. Teknenin altının kazınmasıyla ortaya çıkan zehirli boya atıkları, yüzeyde bulunan mazgallarla toplanıp kimyasal arıtmaya gidiyor. Motoryağı gibi atıkları da topladığımız ayrıca bir merkezimiz var. Atık alım hizmetini de ücretsiz veriyoruz. Böylece müşterilerimiz herhangi bir ücret alınmayacağı için daha gönüllü bir şekilde atıklarını denize atmak yerine bize bırakabiliyor.

Son olarak bir tekne sahibi, neden sizin marinanızı tercih etsin?

Deniz ve doğal güzelliklerden faydalanacak ise, bizi gönül rahatlığıyla tercih edebilir. Biz onların gitmek istedikleri coğrafyanın merkezindeyiz. Sessiz, doğayla baş başa olmayı istiyorlarsa oradayız. Hizmetimizi sürekli yeniliyoruz. Tesisimiz iki yıl önce komple bakımdan geçti. Otelimiz de artık faaliyete geçti. Tüm bunlar denizci dostlarımız için çekici olacaktır. 

virahaber.com

RÖPORTAJ Haberleri

ESKO Marine Exposhipping’de Denizcilik Temasıyla Sanatı Buluşturdu