1. YAZARLAR

  2. Osman Öndeş

  3. Denizcilik Ressamları(Maritime Painters)
Osman Öndeş

Osman Öndeş

Gazeteci, Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Denizcilik Ressamları(Maritime Painters)

A+A-

Michael Zeno Diemer (1867-1939) '' Ahırkapı Feneri önlerinde ahşap yelkenliyi yedekleyen yandan çarklı römorkör. Tuval üzerine yağlıboya, 82.5 x 110 cm. Pera Müzesi Koleksiyonu.

 

Resim sanatının  yaratıcıları olan ressamlar nasıl muhtelif ekollerle  anılıyorlarsa, “Maniyerizm”, 15-16.cı yüzyıldan başlayarak “Rönesans”, 17-18.ci yüzyıllarda “Barok”,19.cu yüzyılda “Rokoko” tarzı sanat anlayışının Neo Klasizm, Romantizm, ve 18.cı yüzyıl ikinci yarısında gerçekçi akımların oluşmasıyla adlandırılan “Realizm-Gerçekçilik) ve 19.Yüzyıl sonunda etkili olan İzlenimcilik (Empresyonizm) ve devamında “Yeni İzlenimcilik” ve devinerek değişimden geçen Abstre- Soyut Resim/Sürrealizm gibi sanat akımları arasında “Maritime Paintings” dediğimizde; Fitz Henry Lane (1804 -1865), Winslow Homer (1836-1910),James Edward Buttersworth (1817-1894), William Bradford ( 1823- 1892), Thomas Birch ( 1779-1851), William Bradford (1823–1892), İngiliz Kraliyet Akademisi’yle yakından ilişkili İngiliz denizcilik ressamı William Lionel Wyllie (1851–1931), çoğunlukla dramatik deniz fırtınalarını ve dalgalarla boğuşan gemileri resmeden  Rus ressam  Ivan Aivazovsky (1817–1900) ,I.Dünya Harbi yıllarında yedek subay olarak Saroz Körfezi’ne demirleyen gemiden bir ulusun yeniden doğuş mücadelesini,tanık olduğu savaş manzaralarını kara kalem ve sonra suluboya tablolarıyla ölümsüzleştiren “Dardanelles” başlıklı eserin yazarı ve tüm dünya harp ve ticaret gemilerinin özel (Dazzle ) boyanmasının mimarı Ressam Norman Wilkinson (1878-1971), (Montague Dawson (1895-1973), Joseph Mallord William Turner, Michael Zeno Diemer (1867–1939) ve daha onlarcası Maritime Painters- Denizcilik  Ressamları devasa bir resim kültürünün simgeleri olmuşlardır.

Deniz (Marine Art ) ve Denizcilik (Maritime Art) Arasındaki Farklar

Şöyle tanımalama yapılıyor; Deniz sanatı (Marine Art) veya Denizcilik sanatı (Maritime Art), ana ilham kaynağı deniz olan figüratif sanatın (resim, çizim, baskı ve heykel) bir formudur. Özellikle 17. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar güçlü bir tür olan denizcilik resmi, gemileri ve denizi tasvir eder. Uygulamada bu terim, genellikle nehirler ve haliçlerdeki taşımacılığı, plaj sahnelerini ve tekneleri gösteren tüm sanat eserlerini kapsar ve katı bir ayrım yoktur; pratik nedenlerle karadan çizilebilen veya boyanabilen konular bu türde güçlü bir şekilde yer alır.

Dar anlamda, “Maritime Art” (Denizcilik Sanatı) her zaman denizciliğe dair bir öge içermelidir, buna karşılık “Marine Art” (Deniz Sanatı) insan unsuru olmayan saf deniz manzaralarını (Sea Scapes) da kapsayabilir, ancak bu ayrım uygulamada her zaman gözetilmeyebilir.

Maritime Art (Denizcilik Sanatı); İnsan etkileşimine odaklanır. Gemiler, limanlar, denizcilik ticareti veya deniz savaşları gibi unsurlar ön plandadır.

Marine Art (Deniz Sanatı); Daha geniş bir kavramdır; denizin kendisini, dalgaları, kıyı şeritlerini, tekneli veya teknesiz manzaraları kapsar. Figüratif sanat biçimidir. Ayrıca askerî sanat'ın bir altdalıdır. Ana ilhamını denizden tasvir eder veya alır. Konu olarak deniz savaşları, coğrafi keşifler, ticari ilişkiler, duygusal olaylar olabilir. Deniz resmi, gemileri ve denizi betimleyen bir türdür. Özellikle 17. ile 19. yüzyıllar arasında güçlü bir resim sanatı  olmuştur.

Denizcilik Resim  Sanatı Nasıl tanımlanıyor

Şöyle bir yorum yapılmış;  “17. yüzyılda, deniz gücü ve küresel ticaretin siyasi manzarayı yeniden şekillendirdiği bir dönemde, gemiler denizcilik sanatının merkezî konuları haline geldi. Avrupa sularında baskın deniz gücü olan Hollandalılar, hem günlük denizcilik yaşamını hem de askeri gücü belgeleyen olağanüstü bir deniz ve denizcilik resimleri külliyatı yarattılar. Denizdeki yaşam sahnelerine gerçekçilik katan doğal, göz hizası perspektifleriyle denizcilik resim sanatını  derinden etkiledikleri bir gerçektir.

Resim sanatına kim sahip çıkacaktır?...

Turgut Özal’ın davet edildiği ve benim Basın Danışmanı olarak katıldığım muhteşem bir tarih,kültür ve mimari mirası olan Schloss Gracht.

Yaşamsal bir anımı nakletmeliyim;  Turgut Özal, Almanya Köln Erfstadt’ta Schloss Gracht/ Gracht Şatosu’nda yaplacak bir seminere davet edilmişti. Basın danışmanı olarak ben yeraldım. Seminerin ev sahibi ünlü sanayici   Dr. Heinz Hermann Thiele  idi. Schloss Gracht, Üniversite- Sanayi İşbirliği ile koruma altında bulunuyordu. Dr.Thiele (1941-2021)bir hafta sonunda misafirlere  Schloss Gracht’da bir öğle yemeği daveti verdi. Uzun bir yemek salonunun  iki yan duvarlarında dikkatleri çeken  pekçok yağlıboya tablo sergileniyordu. Birara Dr.Thiele “Değerli misafirler..” diye seslendi. “Sizlerin sanata da büyük değer verdiğinizi biliyorum. Bu salondaki duvarlarda sergilenen yağıboya tablolardan seçeceklerinize ve sahip olmak isteyeceğinize inanıyorum. Fiyatları kenarlarındaki etiketlerde yazılıdır.. “.

Ve işaret etti; “Yandaki masada kırmızı etiketler olan kutular var.. Kartvizinizi ekleyerek beğendiğiniz tablonun kenarına yapıştırabilirsiniz..”

Kısa bir sessizlik oldu.. Davetliler birer ikişer ayağa kalktılar. Biraz sonra tabloların hepsinde kırmızı etiket ve iliştirilmiş kartvizitler görülüyordu. Bu sahne sanayicinin de sanata bakışını ve saygısını gösteren yaşanmış bir öyküdür.

Türkiye’de  denizcilik ressamları  ekolünde yeralan İsmail Hakkı Bey, Diyarbekirli Tahsin  Siret Bey (1874-1937), Hüsnü Tengüz, İsmail Hakkı Bey ve Fahri Efendi  ve diğerleri özellikle 19. ve 20. yüzyılda Bahriye Mektebi eğitimi almış asker ressamlar öncülüğünde, fırtınalı denizleri, Osmanlı ve Seyr-i Sefain gemilerini ve İstanbul Boğazı’nı coşkun dalgalarla sarmış betimlemelerle ölümsüzleştirmişlerdir..

Yakın yüzyıl armatörlerinden ve Türk deniz ticareti toplumunun örgütlenmesindeki önderlerinden Lütfü Yelkenci, İş Bankası kurucuları arasında yeralmıştır. Bu yıllarda sahibi olduğu Anadolu Vapuru’nun yağlıboya tablosunu Ressam İbrahim Çallı’dan rica etmiş ve böylece  unutulmaz bir eser ortaya çıkmıştır. Lütfü Yelkenci’nin  vefatından sonra bu tablonun satıldığı ve günümüzde tanınmış bir müteşebbisin koleksiyonunda olduğu bilinmektedir.(Kaynak:Osman Öndeş- “Anılardaki Anadolu Vapuru”).

Yine yakın yüzyıl armatörlerinden Nazım Kalkavan, yine ressam İbrahim Çallı’dan sahibi olduğu “Mete” vapurunun yağlıboya tablosunu rica etmiş. Bu tablo, benim eşi Nuyan Kalkavan’ı ziyaret ettiğim yıllarda Suadiye’deki evinin salonu duvarında idi. Nazım Kalkavan ailesinden  yaşamda kimse kalmamıştır. Nuyan Kalkavan Hanım’ın kardeşi Mimar İsmail Germiyanoğlu  uzun yıllardan beri ABD’de yaşamaktadır. (Kaynak:  Osman Öndeş- “Bu Dünyadan bir Rize’li Nazım Kalkavan geçti.”)

 

Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nin Karaköy Rıhtım Han’ın giriş katında, o yıllardaki Genel Müdürü olan Kenan Öner tarafından tesis edilmiş bir kültür merkezi,aslında bir denizcilik müzesi vardı. Bu müzenin duvalarında  kısa adıyla kuruluşundan  o günlere kadar TDİ’nin sahiplendiği Diyarbekirli Tahsin, İbrahim Çallı, Nazlı Ecevit, Cahit Derman, Cevat Dereli, Ayetullah Sümer,İzzet Kenzler,Sami Lim imzalı yağlı boya tablolar sergilenmekteydi. Bu benzersiz müze, özelleştirme kapsamında dağıtılmıştır.