1. YAZARLAR

  2. Melike Esra Karayel

  3. Yeşil Dönüşümün Görünmeyen Rotası: Denizcilikte Kültürel Değişim Neden Şimdi Başlamalı?
Melike Esra Karayel

Melike Esra Karayel

Denizkızı Akademi Kurucusu
Yazarın Tüm Yazıları >

Yeşil Dönüşümün Görünmeyen Rotası: Denizcilikte Kültürel Değişim Neden Şimdi Başlamalı?

A+A-

Dünya denizciliği tarihinin belki de en büyük dönüşüm dönemlerinden birinden geçiyor. Karbonsuzlaştırma hedefleri, alternatif yakıtlar, enerji verimliliği, dijitalleşme, yeşil liman uygulamaları ve mavi ekonomi artık yalnızca sektörün değil, küresel gündemin de merkezinde yer alıyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) son yıllarda hız kazanan düzenlemeleri, deniz taşımacılığının çevresel etkisini azaltmayı hedeflerken; limanlardan armatörlere, eğitim kurumlarından tedarik zincirine kadar tüm paydaşları yeni bir dönüşüme davet ediyor.

Ancak bu dönüşümün içinde çoğu zaman gözden kaçan bir gerçek var:

Hiçbir teknoloji, onu kullanan insan kadar sürdürülebilir değildir.

Bugün yeni yakıt sistemleri geliştirebilir, daha verimli gemiler inşa edebilir veya limanlarımızı "yeşil" sertifikalarla donatabiliriz. Fakat çevreye duyarlı davranışlar günlük iş yapma kültürüne dönüşmediği sürece, bu yatırımlar beklenen etkiyi yaratmakta zorlanacaktır. Çünkü sürdürülebilirlik yalnızca mühendislik projelerinin değil, aynı zamanda insan davranışlarının da konusudur.

Bir sosyal antropolog olarak denizciliğe baktığımda, teknolojinin yanında görünmeyen bir katman görüyorum: kurum kültürü. Kurum kültürü; insanların karar alma biçimlerini, risk algılarını, kaynak kullanımını, çevreye yaklaşımını ve birbirlerinden öğrendikleri davranış kalıplarını şekillendirir. Aynı teknolojiye sahip iki kurumun çevresel performansının farklı olmasının nedeni çoğu zaman teknik kapasite değil, bu kültürel farklılıktır.

Sürdürülebilirlik, çoğu zaman büyük yatırımlarla özdeşleştirilir. Oysa dönüşüm bazen çok daha küçük ama sürekli tekrar eden davranışlarla başlar. Atığın doğru ayrıştırılması, enerji kullanımında gösterilen özen, bakım süreçlerindeki çevresel hassasiyet, liman operasyonlarında ortak sorumluluk anlayışı ya da deniz ekosistemine duyulan saygı… Bunların her biri teknik bir prosedürden önce kültürel bir tercihtir.

İnsan davranışları, yalnızca bireysel kararlarla şekillenmez. Çalışma ortamı, liderlik anlayışı, meslek kültürü ve ekip içindeki sosyal normlar da bu davranışları belirler. Bu nedenle yeşil dönüşümün başarısı, yeni teknolojilere yapılan yatırımlar kadar, insanların bu teknolojileri nasıl benimsediğiyle de ilgilidir.Türkiye, stratejik konumu ve güçlü denizcilik altyapısıyla yeşil dönüşüm sürecinde önemli bir potansiyele sahip. Yeşil liman uygulamaları, enerji verimliliği yatırımları ve mavi ekonomi vizyonu geleceğe yönelik güçlü adımlar sunuyor. Ancak bu sürecin kalıcı olması için çevre bilincinin yalnızca mevzuatla değil, kurumların günlük yaşamına ve meslek kültürüne yerleşmesi gerekiyor.

Belki de artık şu soruyu daha yüksek sesle sormalıyız:

Yeşil dönüşümü gerçekten ne başlatır? Yeni teknolojiler mi, yoksa yeni davranış biçimleri mi?

Bu sorunun cevabı, bizi sürdürülebilirliğin en temel gerçeğine götürüyor. Teknoloji değişimi hızlandırabilir; ancak kültürel değişim onu kalıcı hâle getirir. Çünkü insanlar benimsemediği hiçbir dönüşüm uzun ömürlü olamaz. Denizciliğin geleceği yalnızca daha düşük emisyonlu gemilerle değil, çevresel sorumluluğu ortak bir değer olarak benimseyen insanlarla şekillenecek. Bir limanı gerçekten yeşil yapan, yalnızca düşük emisyonlu ekipmanlar değildir. O limanın kültürü, çalışanlarının çevreyle kurduğu ilişki ve her gün yeniden üretilen ortak davranış biçimleridir.

Belki de denizcilikte yeşil dönüşümün en önemli rotası, teknolojiden önce insanın içinde başlamaktadır.

Bu yazı toplam 399 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar