
Mavi Ekonomi Davos Gündeminde: Türk Girişimi NESEA’dan Denizlere Restoratif Dokunuş
Dünya ticaretinde denizlerin stratejik rolü yeniden tanımlanırken, Türkiye merkezli NESEA Biyo Malzeme ve Deniz Teknolojileri A.Ş. geliştirdiği yapay resif projeleriyle mavi ekonominin sahadaki güçlü temsilcileri arasında gösteriliyor.
Dünya ticaretinin büyük bölümünün deniz yolları üzerinden gerçekleştiği günümüzde, su güvenliği artık yalnızca çevresel bir başlık değil, doğrudan küresel arz güvenliğinin temel unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor. Uluslararası zirvelerde öne çıkan “Mavi Davos” yaklaşımı, okyanus sağlığının korunmasını küresel ekonominin sürdürülebilirliği açısından kritik bir gereklilik olarak tanımlıyor.
İklim krizine bağlı su seviyesi değişimleri, deniz kirliliği ve ekosistem kaybı; stratejik liman operasyonlarından hammadde taşımacılığına kadar uzanan geniş bir tedarik zincirini tehdit ediyor. Zirve panellerinde yapılan değerlendirmelere göre, deniz ekosistemlerini onarmaya yönelik yatırımların uzun vadede trilyonlarca dolarlık ekonomik değer yaratma potansiyeli bulunuyor.
Bu yeni küresel vizyonun sahadaki dikkat çekici örneklerinden biri ise Türkiye’den çıktı. NESEA Biyo Malzeme ve Deniz Teknolojileri A.Ş., kurucusu Nermin Sena Özger liderliğinde geliştirdiği yenilikçi biyomalzeme çözümleriyle deniz ekosistemlerinin onarılmasına katkı sağlıyor. Şirket, atık midye kabuklarını ileri dönüştürerek ürettiği yapay resiflerle hem döngüsel ekonomiye hem de deniz canlılığının yeniden kazanılmasına hizmet ediyor.
TÜBİTAK destekli Ar-Ge süreçleri ve patentli biyomalzeme reçetesiyle geliştirilen projeler kapsamında, İZDENİZ A.Ş. iş birliğiyle deniz altına yerleştirilen modüllerde yalnızca sekiz ay içinde sünger oluşumu ve çeşitli deniz canlılarının geri dönüşü gözlemlendi. Bu sonuçlar, ekosistem restorasyonunda somut ve ölçülebilir bir başarı olarak değerlendiriliyor.
Bilimsel veri ile tasarım odaklı yaklaşımı bir araya getiren NESEA, deniz biyoteknolojileri alanında uluslararası ölçekte dikkat çeken bir konuma ulaştı. Uzmanlara göre, geleceğin ticaret düzeni denizleri yalnızca bir ulaşım hattı olarak değil, korunması ve iyileştirilmesi gereken yaşayan bir ekonomik değer olarak ele alan modeller üzerinden şekillenecek.
Nermin Sena Özger’in öncülüğünü yaptığı “denizden aldığını denize geri verme” yaklaşımı, Davos 2026’da öne çıkan restoratif ticaret anlayışıyla örtüşüyor. Mavi ekonomi perspektifi, karbon ayak izini azaltmanın ötesine geçerek deniz ekosistemlerini aktif biçimde onarmayı hedefliyor ve bu yönüyle küresel refahın sürdürülebilirliği açısından kilit bir rol üstleniyor.

Vira Haber
















HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.