1. HABERLER

  2. DENİZ KÜLTÜRÜ

  3. Ankara’da Dalgıç Olmak
Ankara’da Dalgıç Olmak

Ankara’da Dalgıç Olmak

Dalgıç Mesut Bozkurt: “Ankara’da En Büyük Sıkıntımız Dalacak Deniz Olmaması”

A+A-

Gazeteci Seçil Türkkan, OT derginin eylül sayısında, Ankaralı dalgıç Mesut Bozkurt'la söyleşi yaptı. Denizsiz bir şehirde dalgıçlık tutkusuyla yaşayan Bozkurt'un hikayesini paylaşıyoruz: 

Ben Mesut Bozkurt, 52 yaşındayım, doğma büyüme Ankaralıyım. Evliyim, iki kızım var. 1985’te Side’de 15 odalı küçük bir otelimiz vardı. Denize aşıktım, hasret gibi. O zamanlar gençtik, eğitim veren yer yok, kendimce serbest dalış yapardım. Otelimiz kapandı sonra Ankara’ya döndüm ama denize olan özlem bakiydi. Bütün Ankaralılar hasrettir aslında denize.

İlginç bir şey söyleyeyim; en çok dalgıcın olduğu il Ankara’dır. İstatistik veremem ama  Ankara Dalış Eğitim Merkezi’nde eğitimciyim, okuldaki yoğunluktan anladığım bu. Sebebinin denize olan hasret olduğunu düşünüyorum.

1993’te Tahsin Ceylan’dan eğitim aldım, sonra kamuda dalgıçlık yaparak başladım. Başta arama kurtarmadaydım. Hatırlar mısınız; 93’te Konya’nın Kulu Göleti’nde boğulan biri oldu onu çıkarmak için hemen hemen tüm ülke seferber olmuştu. Şu an benim iki yıldız olarak yetiştirdiğim bir öğrencinin kolayca alabileceği bir vakaydı ama o zaman cesedi sudan çıkarmak için günlerce uğraştık. Bunun üzerine arama kurtarmanın profesyonel yapılması gerektiğini düşünüp kamuda arama kurtarma timinin kurulması için aktif göreve başladım. Arama kurtarma ve dalgıçlık birbirinden farklı işler.

Ankara’da en büyük sıkıntımız dalacak deniz olmaması. En yakın nokta 500-550 km. uzaktaki Alanya. Dalmaya güneyden başlarız Mart’ta, sıcaklığa bağlı olarak kuzeye devam ederiz. Eylül’de Ayvalık, Çanakkale’ye kadar çıkarız. Ama yine de bozkırda dalmak mümkün! 2014’te Ankara’da Çetin Emeç Bulvarı’ndaki altgeçide dalan dalgıçlardan biriyim. Giderken su altında dört araç olduğunu söylediler. İçlerinde kimse yoktu ama riske atmamak için yaptık bu dalışları. O dalıştan sonra öğrencilerim “Hocam dalışa gidip bizi niye çağırmıyorsun?” diye takıldılar. Bu ilk değildi, ama ses getirdi.

25 yıllık dalış hayatım boyunca 10 binden çok kez dalmışımdır. 11 bin mi, 15 bin mi inanın bilmiyorum. Dalmadığım bölge, göl, gölet, baraj, ırmak yok. Suların nasıl değiştiğini de gözlüyoruz, çok üzülüyoruz. İnanılmaz bir kirlenme var, canlılarımız kayboluyor. Önceden karşılaştığımız yüzlerce balık artık yok. Yanımızdan boyumuzca balıklar geçerdi. Yüzlerce orfoz görürken, şimdi iki orfoz görsek mutlu oluyoruz. Ya da aksine, Türkiye karasularının türü olmayanların istilası var. Mesela Aslan Balığı. 4 yıl önceydi, ilk defa Kaş’a geldiğini duyduk. Bu Kızıldeniz’de yaşayan çok güzel ama zehirli bir balık. Bir kare fotoğrafını çekmek için çıldırdık, ama bugün bir kareye dört Aslan Balığı fotoğraflıyoruz. Ortama uyum sağlıyorlar yani, doğal düşmanı olmadığı için üreyip duruyorlar. Eğer dalgıçlığa meraklıysanız olmazsa olmaz şey doğayı sevmek bu yüzden. Ama herkes meraklı olabilir dalgıçlığa. 14 yaşını doldurduktan sonra eğitim verebiliriz. Hiç yüzme bilmeyen öğrencimiz de var, suya diz kapağının üstünde girmeyen de. Bu işi yaparken suyla barıştırıyoruz aslında onları. Batmanın, boğulmanın istese de yapamayacağı bir şey olduğunu öğretiyoruz. Başlayan genelde bu işi bırakmaz o yüzden, bir başka dünya olduğunu anlar.

Ankara’da çekirdek aileler de eğitim almaya gelir ya da eşler, sevgililer, kamuda çalışan da emekli askerler de. Çiftleri su altında yan yana getirmeyiz, birbirlerini bari su altında rahat bıraksınlar diye. Çünkübirbirlerine müdahale etmeye meyilliler, su altında da. Şaka bir yana, bu bizim güvenli dalış için belirlediğimiz bir tutum. Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu’na bağlıyız, federasyonumuz da Dünya Sualtı Konfederasyonu’na. Onların belirlediği müfredatı kullanıyoruz. Temel seviye 18 metreye kadar dalabileceğiniz 1 yıldız. 12 saatlik teori eğitimi var, bunu Ankara’da verebiliyoruz! Sonra iki gün de deniz becerileri eğitimi için yola çıkıyoruz.

Bilmiyorum, haftasonu dalıştan geldim, bugün dalış var deseniz hemen giderim. Dünyaya yeniden gelsem aynı işi yaparım. Bütün Ankaralılar hasret bence denize.

Kaynak: Seçil Türkkan, OT Dergi, Eylül 2020

Vira Haber 

Bu haber toplam 13458 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.