ECEM KALKAVAN

ECEM KALKAVAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Eski Usul

A+A-

Son dönemlerde, işim gereği, satışa dair pek çok makale okuyorum. Birçoğu akademisyenlere ait olan bu yazılarda; satış fonksiyonunun firmalar için hayati olduğu vurgulanıyor. Müşteri alışkanlıklarını irdeleyin, piyasa trendlerini yakinen takip edin, süreçleri daha etkin hale getirin... Hatta dilerseniz bir adım daha ileriye gidin, “Big Data”ya odaklanın, gerçek değişmiyor. Karı belirleyen ana kalem hep satış oluyor.

yelkenliler.png

Şimdi sizi, yukarıda bahsettiğim büyük tablodan daha farklı bir yere götürüyorum. Some where smaller. Yer, Ege’nin gözde tatil beldelerinden biri. Hava ılık, ilkbahar başlangıcı. İzmirlilerin kahvelerini aheste aheste içtiği; sezon henüz açılmadığından, İstanbulluların akın akın gelmediği günler.

İş kıyafetlerim çamaşır makinesinde debelenirken; ben, yanımda en yakın arkadaşım, ayağımda spor ayakkabılarımla geziyoruz. Beynimin satıcı bölmesine kısa süreli olarak çektiğim perde işimi görüyor. Yeniden müşteri olmak ne güzelmiş!

Tatlı molasından evvel, takı dükkânlarına giriyoruz sıradan. Gençten bir kız kasanın orada oturuyor. Biz kolyeleri incelerken, kız yerinde oturmaya devam ediyor. Yüzük bölümüne geldiğimizde, nihayet yerinden kalkıp yanımıza geliyor. Konuşması tek düze. Gözü telefon ekranındayken verdiği izlenimse “isteksiz”. Hiçbir şey almadan çıkıyoruz. Bir iki kez daha tekrarlıyor benzer sahne. Pek anlamlandıramıyoruz. Neyse ki; dükkân çok, hava mis. Devam ediyoruz.

Çok sonra girdiğimiz bir dükkânda, yirmilerinde bir delikanlı göstermedik model bırakmıyor. Çabasıyla övgümüzü alıyor. Tabii, biz de kolyeyi!

mavi-bisiklet.png

İkindi vakti yürürken, bir tabela görüyoruz. “Burada mantı mı yenir?” dediğim anda, ön cephede tabure üstünde oturan amca yanımızda bitiyor. Peki sonra? Afiyet olsun, Çeşme mantısı bizlere ömür! Tüm bunlar olurken amca, mantının geçmişinden sosyal medya serüvenine kadar anlatıyor. Üstüne “Satışın kendisi benim!” yazsa yeri. Geri bildirimleri (feedback) almadan bırakmıyor bizi. Neden? Müşteri memnuniyeti önemli de, ondan!

Dönmemize birkaç saat kala, bu sefer de reçelci amcaya yakalanıyoruz. Kavanoz kavanoz dizdiği ürünlere baktığımızı görünce, o da başlıyor anlatmaya. Sakız’dan geliyormuş, yıllardır bu işi yapıyormuş. Hepsi kendi imalatıymış. Envai çeşit reçellerin yanında, Ege’ye özgü otları da satıyormuş. Hanımı da geliyor sonra. “Gelin size içeriyi de göstereyim.” diyor. Zeynep önde, ben arkada, kadını takip ediyoruz. İçerisi tam manasıyla depo. Neler var neler? Bizim sepet doldukça doluyor. Onlar mutlu biz mutlu ayrılırken, “Beni instagramdan mutlaka takip edin.” diyor reçelci amca. “Bu yaşlılar gerçekten harika!” demekten kendimi alamıyorum. Modern zamana ayak uydurmaları tek kelimeyle muhteşem.

Okuyacaklarıma geri dönerken, sokak deneyimim meyvesini veriyor. Çünkü müşteri memnuniyeti, tecrübe etmekle geliyor.

Bu yazı toplam 1405 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar