1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. "Karadeniz'de deniz güvenliği için işbirliği kaçınılmaz"
"Karadeniz'de deniz güvenliği için işbirliği kaçınılmaz"

"Karadeniz'de deniz güvenliği için işbirliği kaçınılmaz"

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal Karadeniz'in artan deniz taşımacılığı ve inşa edilen doğal gaz boru hatları göz önünde bulundurulduğunda dünya gündeminde önemli bir yere sahip olmaya devam edeceğini söyledi.

A+A-

Beşiktaş'taki Deniz Müzesi Komutanlığında düzenlenen ve ev sahipliğini "Karadeniz Deniz Güvenliği ve İş Birliği" temasıyla Çok Uluslu Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi Komutanlığının (ÇUDGMM) yaptığı "Uluslararası Karadeniz Deniz Güvenliği Sempozyumu 2019" paneli sona erdi.

"Karadeniz Deniz Güvenliği ve İş Birliği" temasıyla Çok Uluslu Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi Komutanlığı (ÇUDGMM) ev sahipliğinde düzenlenen "Uluslararası Karadeniz Deniz Güvenliği Sempozyumu 2019" Beşiktaş'taki Deniz Müzesi Komutanlığında yapıldı.

Sempozyumun açılışında konuşan Oramiral Özbal, Karadeniz'in artan deniz taşımacılığı ve inşa edilen doğal gaz boru hatları göz önünde bulundurulduğunda dünya gündeminde önemli bir yere sahip olmaya devam edeceğini söyledi.

Oramiral Özbal, "Karadeniz’de deniz güvenliğinin sağlanabilmesi amacıyla işbirliği yapılması ve ortaklık kaçınılmaz. Karadeniz ülkeleri ekonomi, güvenlik, çevre ve insanı yardım gibi birçok alanda işbirliği için gerekli anlaşmaları imzalamış durumda. Bu, kıyı ülkeleri arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi için uygun altyapının mevcut olduğunu göstermektedir." dedi.

Karadeniz'deki güven ve istikrarın devam etmesinin Türkiye'nin önceliği olduğunu ve bu noktada Montrö Anlaşmasının hayati önemi olduğunu vurgulayan Oramiral Özbal, "Ortak anlayışla ve karşılıklı diyalogla tüm sorunların aşılacağına inancımız tamdır. Kıyı ülkeleri arasında ortak güveni inşa etmek ve bölgedeki dayanışmayı artırmak için sabır ve zamana ihtiyaç duyduğumuz yadsınamaz bir gerçektir. Bu nedenle, işbirliğini yeniden tesis edilmesi için tüm kıyıdaşlar arasındaki diyaloğun sürdürülmesi gerekmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

2012 yılında kurulan ve deniz güvenliği alanında uluslararası stratejik çalışmaların merkezi haline gelen Çok Uluslu Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi Komutanlığı'na (MARSECCOE) sempozyumun organize edilmesi dolayısı ile teşekkürlerini ileten Oramiral Özbal, sempozyumun önümüzdeki yıllarda da gerçekleştirilmesinin planlandığını ifade etti.

"Karadeniz bölgesinde en önemli aktör Türkiye'dir"

Sempozyum ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Kadir Has Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Dekanı Prof. Dr. Mitat Çelikpala, Son dönemlerde gündemin Doğu Akdeniz'e yoğunlaştığını, Türkiye'nin konjonktür gereği Doğu Akdeniz'ı konuştuğunu ama Karadeniz'in mavi vatan olduğunu ve Türkiye'nin kendi toprakları olduğunu söyledi.

Karadeniz'in Türkiye için her zaman önemli bir alan olduğunu kaydeden Prof. Dr. Çelikpala, "Karadeniz bizim için her zaman çok önemli bir alan. Burası bizim münhasır ekonomik bölgemiz. Kıyıdaş ülkelerle çok önemli ilişkilerimiz var. Bölgenin refahı, gelişmesini Türkiye, 1990'ların başından beri 'Karadeniz İşbirliği Örgütü' çerçevesinde hep önemsemiştir. Peşi sıra ise bölgenin güvenli bir bölge olarak kalmasını için bir takım girişimlerde bulunmuştu. Türkiye'nin burada önemsediği şey Karadeniz'in güvenliğinin kıyıdaş ülkeler tarafından da sağlanması ve korunması. Çünkü sahiplik söylemi altında tüm Karadeniz'in güvenliğini sağlamaya çalışıyor Türkiye." diye konuştu.

Türkiye'nin, Karadeniz'de daha güvenli daha istikrarlı bir alan yaratmak için tüm kıyıdaşlarını teşvik ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Çelikpala, şöyle konuştu:

"Türkiye bu teşviğini devam ettiriyor ve kıyı ülkelerine pozisyonun değişmediğini gösteriyor. Türkiye bölgesel güvenliği ve işbirliğini yenileyecek bir farkındalık yaratmaya çalışıyor. Bölgede güvenlik sorunu 1990'ların başından beri var. Özellikle Sovyetler Birliği'nin çökmesinden itibaren yapılmak istenen güvenlik sorunlarının büyümeden önüne geçilmesi. Dolayısıyla kıyıdaş ülkelere bu bağlamda sık sık bir araya gelerek olası bir güvenlik sorunu karşısında çözüm yollarını araştırmak. Türkiye'nin yarattığı bu girişimler de bölgedeki dengeyi sağlamak üzere ortak bir zemin oluşmasını sağlıyor. Elbette tüm kıyıdaş ülkelerin kendi çıkarları ve öncelikleri var ama bu ülkeleri bir araya getiren bölgedeki en aktif aktör de Türkiye'dir. Çatışmaların çözümü noktasında atılacak her tür adımı Türkiye destekliyor. Dolayısıyla Türkiye dışarıdan aktörlerin olaya müdahil olmasının önüne geçerek bölgenin normalleşmesine katkı sağlıyor."

Sempozyumun son oturumlarında, Montrö Anlaşması ve Barış Denizi: Karadeniz, Türkiye perspektifinden Montrö Anlaşması ve Barış denizi: Karadeniz, Karadeniz enerji yolları ve taşımacılık, Karadeniz enerji güvenliği, Karadeniz'in geleceği ve temizliği gibi başlıklar ele alındı.

Sempozyumun moderatörü Prof. Dr. Çağrı Erhan, Türkiye'nin, 1986'da Karadeniz Bölgesi'ni kendi münhasır bölgesi ilan ettikten sonra diğer kıyıdaş ülkelerle sınır paylaşım anlaşmaları imzaladığını anlattı.

Türkiye'nin bu anlaşmaları yapmasından sonra bölgenin son derece elverişili bir hale geldiğini vurgulayan Erhan, "1991'de Karadeniz Ekonomik İşbirliği'nin kurulmasından sonra Karadeniz'de denizcilik ve deniz kazalarıyla ilgili çalışmalar yürütüldü. Türkiye'de bununla ilgili bir mükemmeliyet merkezine aslında ev sahipliği yapıyor. Zaten bu konferansta bu mükemmeliyet merkezi tarafından düzenleniyor." diye konuştu.

Sempozyumda Karadeniz sahil devletlerin bugüne kadar yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi aktaracaklarını vurgulayan Erhan, kıyı ülkelerle ileriye yönelik iş birliği imkanlarının da gözden geçirileceğini söyledi.

Karadeniz'in sadece bir iç deniz olmadığına, Türk boğazlarının çıkış noktası olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Erhan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Karadeniz, Rusya, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Gürcistan ve Ukrayna gibi ülkelerin dünyanın diğer bölgeleriyle olan ticaretinin geçiş noktası. Belki de başlangıç ve aynı zamanda bitiş noktası. Bu nedenle tehlikeli madde taşıyan gemiler de dahil olmak üzere yük gemileri, yolcu gemileri, şilepler hatta platformlar Karadeniz'de seyahat ediyorlar. Bu sempozyumda yıllar içinde meydana gelen kazalar anlatılacak, insanların can güvenliği korumak amacıyla iş birliği konuları da ele alınacak.

Başta Türkiye olmak üzere sempozyuma katılan bütün kıyı ülkeler deniz güvenliği konusunda ciddi bir iş birliği içinde. Burada bir kez daha denizde arama kurtarma faaliyetleri, sahil güvenliği, kazaların önlenmesi ve denizin kirlenmesi konuları detaylı şekilde ele alınacak. Karadeniz'de iş birliği ve mutabakat ile hareket ediliyor. Bu sempozyumun sonunda iş birliğinin güçlenerek davam edeceğini düşünüyorum."

Erol, gemi kazalarını anlattı

Karadeniz Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri Fakültesi Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sercan Erol, Türk arama kurtarma sahasında meydana gelen gemi kazalarına değinerek, bu kazaların ana nedeninin insan faktörü olduğunu söyledi.

Sempozyumda insanı kazaya sevk eden nedenleri irdeleyeceklerini belirten Erol, "Bu nedeni ortaya çıkarmak kazaların önlemesi için son derece önemli bir faktör. Uluslararası Çalışma Örgütü'nün iş kanunu yürürlüğe girdikten sonra özellikle insan hatasına bağlı kazalarda bir azalma olduğunu görüyoruz kaza raporları incelendiğinde. Fakat hala istenilen düzeyde değil. Yapılan denetimlerinde çalışan personellerin çalışma koşullarının önceliklerine öncelik veriliyor mu verilmiyor mu, öncelikli konular gölgede mi bırakılıyor gibi sorulara dikkat çekmek istiyoruz." diye konuştu.

Gemi denetimlerinin daha çok arttırılmasına dikkati çeken Erol, gemi kazalarının insana, çevreye ve ekonomiye çok ciddi zararlar verdiğini anlattı.

Karadeniz'de olası bir tanker kazasında petrolün nasıl dağıldığı, insana, çevreye ne kadar zarar verdiği, hangi kıyıların daha etkilendiği bilgisini de paylaşan Doç. Dr. Erol, "Böyle bir senaryo kurguladığımızda Karadeniz'de kıyısı olan ülkeler arasında böyle bir kazadan en fazla etkilenecek ülkenin Türkiye olduğunu görüyoruz. " dedi.

"Karadeniz ilerde daha önemli hale gelecek"

Mersin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Azime Telli, Karadeniz enerji güvenliği ile ilgili konuşma yaptı.

Karadeniz'in kıyıdaş olan ülkeler olarak düşünülmemesi, daha geniş bir perspektiften bakılması gerektiğini belirten Telli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Karadeniz jeopolitik açıdan koridor olma gibi bir pozisyonu var. Bu avantajlara da yol açabilir yani iş birliklerine aynı zamanda çatışmalara da yol açabilir. Keza biz son dönemde ikisini de görebiliyoruz. Bir yandan Türkiye ile Rusya arasında iş birliği projeleri bir yandan Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik işgale varan politikaları söz konusu. Yani iş birliğinin ve çatışmanın canlı yaşandığı bir bölgeden bahsediyoruz. Burada hem bölgenin güvenliğinin sağlanması hem de Avrupa Birliği'nin enerji güvenliğini garanti altında alınması açısından bölge devletleri arasındaki sorunların çözülmesi büyük önem taşıyor.

Karadeniz Doğu Akdeniz'den farklı olarak iç deniz olma avantajına sahip. Dolayısıyla Karadeniz'de münhasır ekonomik bölgelerle ilgili bir çatışma yok. Sorunlar çözülmüş durumda ama denizaltı rezervleri geliştirilmedi. Karadeniz şu anda transit taşıyor ama gelecekte Karadeniz'in dibindeki rezervlerin çıkarılması ile birlikte Karadeniz daha da önemli hale gelecek."

"Deniz turizminde güvenliği sağlama çalışmalarımız sürüyor"

Rusya Denizcilik ve Ulaştırma Bakanlığı Deniz Kurtarma Servisi Birinci Başkan Yardımcısı Victor Chernov, görev yaptığı birim ile ilgili teknik ve istatistiki bilgileri aktardı.

Karadeniz'de meydana gelen kazaları, deniz güvenliği gibi konularda faaliyetlerini aktaran Chernov, Türk iş insanına ait Maestro ve Venice (Candy) isimli gemilerin ABD'nin ambargosu altında bulunan Suriye'ye petrol ve türevi ürünler götürmeye çalışırken Kerç Boğazı açıklarında alev emniyetsiz bir şekilde limbo yaparken alev almasından sonra Rus deniz kurtarma servisinin devreye girerek yangını söndürdüğünü anlattı.

Chernov, Türkiye başta olmak üzere bölgede bulunan tüm kıyı devletlerle Karadeniz'de meydana gelen kazalar konusunda iş birliği yaptıklarını, bu iş birliklerini daha üst seviyeye taşımayı hedeflediklerini, bu bağlamda İstanbul'da düzenlenen sempozyumun çok yararlı olduğunu kaydetti.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Deniz Turizmi Dairesi Kültür ve Turizm Uzmanı Cahit İşcen, Türkiye'de deniz turizmi faaliyetleri, deniz turizmi araçları, deniz turizmi tesislerinin belgelendirilmesi, Türkiye'deki yat limanlarının sayıları, yat gemilerinin sayıları ve yolcu kapasiteleri ile ilgili verileri aktardı.

Karadeniz'de deniz turizminden kaynaklanan kazaları önlemeye yönelik çalışmaları hakkında bilgi veren İşcen, şöyle devam etti:

"Türkiye dünyanın en önemli turizm ülkelerinden biridir. Dünya turizm sektöründe 6. sıradayız. Avrupa'da en çok ziyaret edilen 4. ülke konumundayız. 2018 itibarıyla Türkiye turizmde bir dünya markası haline gelmiş durumda. Dolayısıyla Karadeniz'i de içine alan deniz turizmi güvenliği konusunda çalışmalarımızı sürdürmekteyiz."

Vira Haber

Bu haber toplam 4764 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.