1. HABERLER

  2. SAVUNMA SANAYİ

  3. STM, cep denizaltıda gözünü Pasifik’e çevirdi
STM, cep denizaltıda gözünü Pasifik’e çevirdi

STM, cep denizaltıda gözünü Pasifik’e çevirdi

Sığ denizlerde sızma harekatına imkan veren, 10 ile 30 arasında mürettebat taşıyan cep sınıfı denizaltı projesinde çalışmalarını hızlandıran Savunma Teknolojileri Mühendislik (STM) gözünü Pasifik pazarına dikti.

A+A-

500 tonun altında, 10-30 kişilik mürettebat taşıyan ve sığ sularda oldukça kullanışlı olan cep denizaltıları için Savunma Teknolojileri Mühendislik çalışmalarını hızlandırdı. STM Genel Müdürü Murat İkinci, bu projenin Türkiye’yi ön plana çıkaracağını ve Pasifik ülkelerinden talep gelmeye başladığını vurguladı.

Sığ denizlerde sızma harekatına imkan veren, 10 ile 30 arasında mürettebat taşıyan cep sınıfı denizaltı projesinde çalışmalarını hızlandıran Savunma Teknolojileri Mühendislik (STM) gözünü Pasifik pazarına dikti. STM Genel Müdürü Murat İkinci, “Talepler gelmeye başladı. Özellikle Pasifik bölgesi, konvansiyonel denizaltıların zorlandığı bölge. Cep sınıfı denizaltı, aynı zamanda yerli ve milli konvansiyonel denizaltımız için de bir basamak olacak” dedi. Deniz platformları projelerinde tasarım, inşa, modernizasyon ve detaylı mühendislik faaliyetleri yürüten STM, bir yandan yerli ve milli konvansiyonel denizaltına yönelik çalışmalarını sürdürürken, bir yandan da cep sınıfı denizaltında ihracat hedeflerini belirledi. Çalışmalarla ilgili Hürriyet’e bilgi veren STM Genel Müdürü Murat İkinci, şunları söyledi: “500 tonun altında olan cep sınıfı denizaltılar, genelde 10 ile 15 aralığında mürettebat alıyor, bu sayı 30’a kadar çıkabiliyor. Üzerinde kısıtlı silah sistemleri var. Bu denizaltıların asıl gayesi, kritik bölgelerde sızma harekatının yapılması, SAT timlerinin bölgeye intikal ettirilip, geri getirilmesi. Liman ve üs gibi bölgelere gizli sızmalar yapabiliyor.”

TALEPLER GELİYOR

Uluslararası pazardaki talep oldukça fazla ve ürün açısından Türkiye’yi ön plana çıkartabilecek bir proje olduğunu söyleyen İkinci, “Bunu da üreten dünyada çok ciddi ülkeler yok aslında. Asya ülkelerinden talep olduğunu görüyoruz. Özellikle adalardan oluşan, sığ denizleri olan ülkelerde konvansiyonel denizaltılar zorlanıyor. Pasifik ülkelerinden talepler gelmeye başladı. Böyle bir denizaltının üretilmesi üç yılı buluyor. Aynı zamanda yerli ve milli konvansiyonel denizaltı için de bir basamak olacak platform. Birden üst seviye planlamaktansa, bunu bir geçiş platformu olarak görüyoruz” dedi.

İkinci, ayrıca bir yandan da yeni tip denizaltı projesinin yürütüldüğünü vurgulayarak, şöyle konuştu: “Burada da yerli sanayinin yeni tip denizaltılara katkı oranının artırılmasıyla ilgili bir rolümüz var. Bu konuda çok yol katettik. Bir sonraki konvansiyonel denizaltımız, artık milli denizaltı olacak. Bu çok kısa bir süreç değil. Zaten tasarımı bitmiş olan bir denizaltının yapılması, 4-5 yıllık bir süreç. Ama biz bunu beklemiyoruz. Çalışmamızı başlattık, milli denizaltına taban teşkil edecek bir tasarımımız var şu anda. Bundan sonraki aşamalarda da bunun Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Savunma Sanayii Başkanlığı öncülüğünde çok ciddi şekilde yol alacağını düşünüyoruz. STM, burada ana oyuncularından birisi olacak. Denizaltı mühendisliği konusunda faaliyet gösteren, bu konuda bütün platformu ölçeklendirebilecek yeteneğe sahip olan başka bir firma yok.”

İNSAN KAYNAĞI İÇİN ÇALIŞIYORUZ

STM Genel Müdürü Murat İkinci, bu alanda insan kaynağının geliştirilebilmesi için sadece üniversitelerden katkı beklemekten ziyade ‘Derin Arayışlar’ diye bir program başlattıklarını dile getirerek “Yıldız Teknik, İstanbul Teknik ve Piri Reis Üniversitelerinin gemi mühendisliği ile makina mühendisliği bölümlerine gidip denizaltı mühendisliği ile ilgili temel eğitimler veriyoruz. Hem ders programlarına girerek, hem de uzmanlarca eğitim vererek, hem de tanıtıcı paneller düzenliyoruz” dedi. Öğrencilerin denizaltılar konusunda çok da fazla bilgi sahibi olmadığını vurgulayan İkinci, şöyle konuştu: “Çünkü Türkiye’de bu konuda çalışan uzman sayısı çok sınırlı. Temel amacımız, bu projelere başladığında yeterli insan gücüne ulaşabilmek. Bu çalışmalar için milyonlarca liralık kaynak ayırdığımızı söyleyebilirim. Bunun içinde paneller, eğitimler var. Türkiye’de mühendislerimiz iyi yetişiyor aslında temel eğitimler çok iyi veriliyor ancak sektörün ihtiyacı olan pratik bilgilerden yoksun oluyor. Sektörle irtibatın kurulması lazım.”

Vira Haber

Bu haber toplam 3508 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.