1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Yeni küresel çatışma alanı: Güney Çin Denizi
Yeni küresel çatışma alanı: Güney Çin Denizi

Yeni küresel çatışma alanı: Güney Çin Denizi

BM Daimi Tahkim Mahkemesi'nin Filipinler'in başvurusu üzerine Güney Çin Denizi'ndeki tartışmalarla ilgili davada aldığı karar, gözleri bölge ülkeleri arasında çatışma alanı haline gelen Doğu ve Güney Çin Denizi'ne çevirdi.

A+A-

Bölge ülkelerinin hak iddia ettiği Doğu ve Güney Çin Denizi, yeni bir küresel çatışma alanı haline geldi Güney Çin Denizi'nin zengin petrol, doğalgaz ve deniz ürünleri kaynakları, egemenlik tartışmalarını körükleyen en önemli unsurlardan birini oluşturuyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Tahkim Mahkemesi'nin Filipinler'in başvurusu üzerine Güney Çin Denizi'ndeki tartışmalarla ilgili davada aldığı karar, gözleri bölge ülkeleri arasında çatışma alanı haline gelen Doğu ve Güney Çin Denizi'ne çevirdi.

Lahey'deki Mahkeme, Çin'in Filipinler'in egemenlik haklarını ihlal ettiğine ve suni adalar inşa ederek Güney Çin Denizi'ndeki mercan kayalıklarına büyük zarar verdiğine hükmetti. Güney Çin Denizi'nin tamamı üzerinde hak iddia eden Çin, mahkemeye sert tepki göstererek kararı "mesnetsiz" olarak niteledi.

BM Daimi Tahkim Mahkemesi, Filipinler'in 2013'te yaptığı başvuruyu değerlendirmiş ve 2015'te de davayı görmeyi kabul etmişti. Mahkeme, 151 sayfalık gerekçeli kararında Çin'in, Filipinler'in başvurusunun mahkemenin görev alanı dışında olduğu iddialarını da reddetmişti.

Yeni küresel çatışma alanı

Petrol, doğalgaz ve balıkçılık açısından zengin kaynaklara sahip olan, aynı zamanda dünyanın en önemli uluslararası nakliye güzergahları arasında yer alan Doğu ve Güney Çin Denizi, bölge ülkelerinin hak iddia etmesiyle yeni bir küresel çatışma alanı haline geldi.

Doğu Çin Denizi'ndeki tartışmalı takımadalar, Japonya ve Çin arasında sık sık gerilimin yükselmesine neden olurken Çin'in Güney Çin Denizi'nde yapay ada oluşturması ve diğer askeri faaliyetleri, bölgede hak iddia eden Filipinler, Vietnam, Malezya, Endonezya ve Brunei'nin tepkilerini yol açıyor.

Büyük Okyanus'un diğer tarafındaki ABD de bölgedeki müttefiklerine verdiği destekle Doğu ve Güney Çin Denizi'ndeki tartışmaya dahil oldu.

Uluslararası deniz ticaretinin engellenmemesi ve Japonya ile Filipinler gibi müttefiklerinin Çin tarafından askeri tahakküme maruz kalmaması için 2015'ten bu yana bölgedeki askeri varlığını artıran ABD, Çin’in bölgede izlediği yayılmacı tutuma izin vermeyeceği mesajını gönderiyor.

Tartışmaların başlangıcı

Çin'in Malakka Boğazı, Hint Okyanusu, Körfez Bölgesi ve Doğu Afrika sahillerine açılan kapısı konumundaki Güney Çin Denizi ile ilgili anlaşmazlıklar, Soğuk Savaş öncesine dayanıyor. Soğuk Savaş Dönemi'nde anlaşmazlıklar, "daha sonra çözülmek üzere" belirsizliğe terk edilmişti.

Ancak Güney Çin Denizi, Çin'in özellikle son 20 yılda ekonomik kalkınma sürecini hızlandırmasıyla giderek önem kazandı.

Soğuk Savaş'ın bitmesiyle hızlı bir ekonomik kalkınma yaşayan Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) ülkeleri de Güney Çin Denizi'ne daha fazla önem vermeye başladı.

ASEAN üyelerinden Brunei, Endonezya, Filipinler, Malezya ve Vietnam, bölgesel ve küresel ilişkilerindeki yeni yapılanmalar çerçevesinde egemenlikleri ve ekonomileri üzerinde etkili olan kıta sahanlıklarına yoğunlaştı.

Güney Çin Denizi'nin zengin petrol, doğalgaz ve deniz ürünleri kaynakları, egemenlik tartışmalarını körükleyen en önemli unsurlardan birini oluşturuyor.

Doğu ve Güney Çin Denizi'nin aynı zamanda Büyük Okyanus ve Hint Okyanusu arasındaki en önemli ticaret güzergahı olması, bölge ülkelerin yanı sıra başta ABD olmak üzere Batılı devletler ve Avustralya'nın da tartışmalara müdahil olmasına yol açtı.

Japonya ve ASEAN'a üye ülkelerle siyasi ve askeri anlaşmalarını yenilemek isteyen ABD, bölgedeki hava ve deniz gücünü artırarak Çin'e karşı tedbir alıyor. ABD öncülüğünde kurulan Trans Pasifik İşbirliği Anlaşması (TPPA) çerçevesinde Avustralya'nın Fransa'dan 12 denizaltı satın alması, ASEAN'ın mayıs ayında şimdiye kadarki en büyük askeri tatbikatını yapması ve ABD Pasifik Donanması'nın tartışmalı adalar çevresinde navigasyon ve gözlem seferleri başlatması bölgede gerginliği tırmandıran gelişmelerden bazıları.

Konuyu dünya ticaret serbestisi bağlamında değerlendiren ABD'nin, dış politikada Asya Pasifik'i pivot olarak belirlemesiyle tartışmalar yeni bir boyut kazandı. Güney Çin Denizi'ndeki ticaretin en önemli kısmını enerji kaynaklarının taşınması oluşturuyor. Çin, ithal ettiği petrolün yüzde 80'ini, Güney Kore yüzde 65'ini, Japonya ve Tayvan da yüzde 60'ını söz konusu güzergahı kullanarak taşıyor.

Bölgenin ekonomik kaynakları

Bölge ülkeleri, kıta sahanlıklarını "Özel Ekonomik Bölge" adı altında belirleyerek Güney Çin Denizi'nin zengin yeraltı ve balıkçılık kaynaklarını sınırları içine almaya çalışıyor. Dünya deniz ticaretinin üçte ikisine ev sahipliği yapan Güney Çin Denizi, yıllık yaklaşık 5,3 trilyon dolarlık ticaret hacmine sahip.

Güney Çin Denizi'nin 7-11 milyar varil petrol ve 5,3 trilyon metreküp doğalgaz potansiyeline sahip olduğu sanılıyor. Çin ise bölgede 170-200 milyar varil petrol ve 16 trilyon metreküp doğalgaz rezervi olduğunu ileri sürüyor. Bölgedeki petrol ve gaz rezervlerinin yüzde 70'i denizde bulunuyor.

Güney Çin Denizi'ndeki ilk somut girişim

Çin, söz konusu petrol rezervlerine ulaşmak amacıyla en büyük enerji kuruluşlarından Ulusal Açık Deniz Petrol Şirketi aracılığıyla bölgede 20 milyar dolarlık yatırım yaptı. Bu yatırımların başında gelen "HD-981" adlı dev petrol platformu, 925 milyon dolara mal oldu. 10-12 bin metre derinliğe kadar sondaj yapabilen platform, 2011'de Şanghay'da hizmete girdi.

Çin'in dev platformu 2014'te Vietnam'ın 242 kilometre açığındaki Paracel Adaları yakınlarına göndererek sondaj çalışmalarına başlaması, Pekin'in bölgedeki egemenlik iddialarının ilk somut girişimi olarak görülüyor.

Çin'in Güney Çin Denizi'nde inşa ettiği yapay adalar ve adalar üzerinde yürütülen alt yapı çalışmaları bölgedeki askeri varlığının yeniden yapılandırılması olarak değerlendiriliyor.

Pekin, 5 Şubat'ta savunma bütçesini yüzde 7,6 artışla 146,7 milyar dolara yükselttiğini açıkladı. Bu oran, son 6 yılın en düşük artışı olsa da Çin'in bölgede askeri hakimiyet kurma çabalarını durdurması anlamına gelmiyor. 2011'de yüzde 11,2 artışla 106,4 milyar dolar olan Çin'in savunma bütçesi, 2012'de yüzde 11,6 ile 106 milyar dolar, 2013'te yüzde 10,3 artışla 114,3 milyar dolar, 2014'te yüzde 12,2 ile 132 milyar dolar ve 2015'te de yüzde 10 artışla 145 milyar dolar olmuştu.

Güney Çin Denizi tartışmaları

Çin, "dokuz kesik çizgi (nine-dash line)" olarak adlandırdığı ve bölgenin yaklaşık yüzde 90’ında hak iddia etmesi anlamına gelen haritayı 7 Mayıs 2009’da Birleşmiş Milletler’e (BM) sunmuştu. Güney Çin Denizi’ne kıyısı olan Filipinler, Vietnam, Malezya, Brunei ve Endonezya, söz konusu haritaya karşı çıkıyor.

Çin’in bölgede yapay ada oluşturması ve adalar üzerinde gemi ve uçak seferlerine olanak tanıyacak yapılar inşa etmesi üzerine ABD Pasifik Donanması da bölgede düzenli güvenlik seferleri yapmaya başladı.

Filipinler Devlet Başkanı Benigno Aquino, dokuz kesik çizgi ile ifade edilen sözde egemenlik haklarının Birleşmiş Milletler Deniz Yasası Sözleşmesi'ne (UNCLOS) aykırı olduğunu açıklamış ve Filipinler 2013'te Çin aleyhine Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nde dava açmıştı.

BM Daimi Tahkim Mahkemesi, geçen yıl Filipinler'in başvurusu üzerine Güney Çin Denizi'ndeki tartışmalarla ilgili davayı görme kararı almıştı. Karara tepki gösteren Çin'in Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lu Kang, ülkesinin Filipinler'in tek taraflı başlattığı tahkim sürecini kabul etmediğini ve sürece dahil olmayacağını belirterek, "BM Daimi Tahkim Mahkemesi'nin kararı, bizim için bağlacıyı nitelikte değildir." ifadelerini kullanmıştı.

Filipinler Dışişleri Bakanı Albert del Rosario ise “Çin’in tek taraflı çıkışı ve gözdağı vermesi Güneydoğu Asya halklarını çıkarlarını hiçe saymak anlamına geliyor.” demişti. Halihazırda devam eden dava sürecinin birkaç ay içinde sonuçlanması bekleniyor.

ASEAN, hala ortak karar mekanizması oluşturamadı

Güney Çin Denizi sorununa doğrudan taraf olan Filipinler, Brunei, Vietnam, Malezya ve Tayvan, şimdiye kadar Çin'e karşı herhangi bir birlik sağlayamadı. ASEAN'da da ortak bir siyasi duruş belirlenemezken üye ülkeler, Çin’in silahlanmasına paralel olarak silahlanma yoluna gitti. 2015'te bölgedeki silahlanma oranın yüzde 5,4 artması da bunun bir göstergesi. Özellikle Filipinler, Endonezya ve Vietnam’da askeri harcamalardaki artış dikkati çekti.

Çin'den “böl ve yut” taktiği

Tartışmalı adalar konusunda ASEAN’ı muhatap almak istemeyen Çin, soruna taraf olan ülkelerle tek tek masaya oturarak çözüm bulmaya çalışıyor. 2013'te Kamboçya’nın ev sahipliği yaptığı ASEAN zirvesinde konuyla ilgili sonuç bildirgesi yayımlanmasını engelleyen Çin, 23 Nisan 2016'da Kamboçya, Laos ve Brunei ile masaya oturarak adalar sorununa bu ülkelerle tek tek çözüm arayışında bulunulması konusunda anlaştı. Oysa Kamboçya ve Laos’un, Güney Çin Denizi’nde hak iddiası bulunmuyor. 400 bin nüfusa sahip Brunei ise geliri petrole dayanan ve bölge siyasetinde görece daha az söz sahibi olan bir ülke. Çin, 10 Mayıs 2016'da da Malezya ile sorunu iki ülke arasında görüşmelere dayalı olarak barışçıl bir şekilde sonuçlandırılması konusunda anlaşmaya vardı.

Her ne kadar bölgede kalıcı istikrar ve barışa vurgu yapsa da Çin'in bölgedeki askeri faaliyetleri dikkati çekiyor. Söz konusu askeri faaliyetler, Çin'in ortak çözüm bulunmasında ya da bölgede istikrar ve barış sağlanmasında iyi niyetli olmadığı şeklinde yorumlanıyor.

Doğu Çin Denizi'ndeki tartışmalar

Doğu Çin Denizi'ndeki 5 ada ve üç kayalıktan oluşan takımadalar, Çin, Japonya ve Tayvan arasında uzun süredir tartışma konusu. Takımadalar, Japonya'da "Senkaku", Çin'de "Diaoyü" ve Tayvan'da da "Diaoyutai" olarak adlandırılıyor.

Japonya, takımadaların kendi karasuları içinde bulunduğunu ileri sürüyor ve adaların bulunduğu bölgeye ardı ardına gözetleme gemileri gönderen Çin'i karasularını ihlal etmekle suçluyor. Her iki ülke de 209 bin 790 kilometrekarelik alanı kaplayan deniz sahasını "ekonomik bölge" ilan etmişti. Toplam 667 kilometre uzunluğundaki bölgede Çin ve Japonya'nın 371 kilometre uzunluğundaki alanı ekonomik bölge ilan etmesi, çatışmanın boyutunu ortaya koyuyor.

İki ülke deniz ve hava kuvvetlerinin, sık sık karşı karşıya geldiği bölgede yaklaşık 200 milyon varil petrol rezervi bulunuyor. Uluslararası deniz ticaretine konu olması ve zengin balıkçılık kaynakları da Doğu Çin Denizi’ni her iki taraf için vazgeçilmez kılıyor.

Çin Hava Kuvvetleri, geçen yıl Doğu Çin Denizi’ndeki Japon hava sahasını 570 kez ihlal etti. Çin'in ihlalleri, geçen yıla oranla yüzde 16 oranında arttı. Bu da 1980’li yıllardan sonraki en büyük ikinci artış olarak dikkati çekiyor.

ABD Başkanı Barack Obama'nın 2014'te anlaşmazlığa konu olan adaların ABD-Japonya Güvenlik Anlaşması kapsamında olduğunu söylemesi, ABD’yi de sorunun bir parçası haline getirdi. Pekin yönetimi, ABD tarafının askeri faaliyetlerle ilgili Çin'e yönelttiği suçlamalara şiddetle karşı çıkarak, bölgede savunma amaçlı faaliyetler yürüttüğünü ileri sürüyor. Pekin, ayrıca ABD'ye söz konusu meseleye karışmaması ve bölgeden uzak durması çağrısında bulundu.

ViraHaber.com

Bu haber toplam 3086 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.