1. HABERLER

  2. SEKTÖRDEN

  3. BEGÜM YACHTING ÇEYREK ASIRI GERİDE BIRAKTI
BEGÜM YACHTING ÇEYREK ASIRI GERİDE BIRAKTI

BEGÜM YACHTING ÇEYREK ASIRI GERİDE BIRAKTI

Begüm Yachting 25’inci kuruluş yıldönümünü Bodrum’un en güzel mekanlarından olan Mimoza Balık Restoran’da kutladı. Begüm Yachting’in CEO’su Begüm Doğulu’nun ev sahipliğinde geçen gecede konuklar hem eğlendiler, hem de sohbet etme imkanı buldular. 

A+A-

Begüm Doğulu’nun ev sahipliği yaptığı geceye; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, Adalet Bakan Yardımcısı Fatma Öncü, Bodrum Kaymakamı Bilgehan Bayar, BODTO Başkanı Mahmut Kocadon, Yalıkavak Marina Genel Müdürü Deniz Akaltan, Asmira Group Ceo'su Mustafa Aslan, İMEAK Deniz Ticaret Odası Meclis Başkan Vekili Kenan Türkantos, İMEAK DTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Recep Düzgit, İMEAK DTO Meclis Üyesi Mustafa Muhtaroğlu eşleri ile birlikte katıldılar. Mimoza Restoran’daki yemeğe ayrıca İMEAK DTO Bodrum Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Dinç, Milas Ticaret Odası önceki dönem başkanlarından iş insanı Nazmi Doğru, bürokratlar, denizcilik sektörünün önde gelen temsilcileri, Begüm Yat çalışanları, sanatçılar ve basın mensupları katıldı.

begum-19-54-55-1.jpeg

Gecede deniz ürünlerinden oluşan çok özel bir menü servis edildi ve 25’inci yıl anısına büyük bir pasta Begüm Doğulu tarafından alkışlar eşliğinde kesildi. Son derece neşeli bir ortamda geçen gecede sektörle ilgili son gelişmeler de değerlendirildi. Gecenin ardından geçen 25 yıl ve bu sürede yaşananlar ile ilgili Begüm Yachting CEO’su Begüm Doğulu ile röportaj yapma imkanımız oldu. İşte geçen 25 yılın ardından Begüm Doğulu’nun anlattıkları:

“25 sene önce Türkiye’nin duayeni Gino Bey’in (Yatçılık sektörünün duayeni, Gino Group’un kurucusu ve yönetim kurulu başkanı, Gino Matteo Pardo) yanında yatçılığa başladım. İngiltere’de dil eğitimi alıyordum. Üniversiteye geçiş için önce lisan yeterlilik eğitimi gerekiyordu. Gino Bey bana; ‘Begüm İngilizcen çok iyi ki o zamanlarda da 1988 yılından bahsediyorum. İngilizce bilmek çok büyük artı… Gel ben seni eğiteyim, boş ver İngiltereyi’ dedi. ‘Tamam’ dedim geliyorum, ama tabii babam çok üzüldü, hoşuna gitmedi. Aldığım karar için de dedi ki; ‘yalnızsın, bundan sonra, ne istersen yap’. Böylece bir duayenle işe başladım. Babam Nesim Tibuk ile birlikte Net Holding’i kuranlardandır… O kararı aldıktan sonra babamla manevi ilişkim kesilmedi, ama maddi ilişkim bitti. Babam bundan sonra yalnızsın dedi. 20 yaşındaydım. Gino Bey ile çalışmaya başladım. 20 yaşında hayatımla ilgili çok ciddi kararlar alıp, riskleri satın almaktan korkmadım. Beni sıfırdan başlattı; santral memurluğu yaptım, tuvaletleri temizledim, cam sildim, çay servisi yaptım, her şeyi yaptım. Sonunda şirkette genel müdür oldum. İşte 25 yıl önce genel müdür pozisyonundayken rahmetle andığım ve çok sevdiğim Gino Bey’den ayrılma kararı aldım”.

begum-19-54-55-4.jpeg

Büyük duayenle çalışma hayatını noktalamaya karar veren Begüm Doğulu, ayrılma kararını şöyle anlattı: “Herhangi bir anlaşmazlık yaşamadık, ben çok heyecanlı ve hırslıydım, daha hızlı hareket etmek istiyordum. Gino Bey de yaşı ve pozisyonu itibariyle daha yavaş hareket etmek itiyordu. Elini sıktım, sarılarak ayrıldık. Ayrıldıktan sonra da ‘Ben hiçbir zaman sizinle tanıdığım, sizin müşterilerinize gitmeyeceğim, sizin kontaklarınızla ilgili hiçbir ticaret yapmayacağım’ dedim ve kendisine söz verip ayrıldım”.

begum-19-54-57-1.jpeg

“ARTIK MADDİYAT AHLAKIN VE DEĞERLERİN ÖNÜNÜ ALDI”

Gino Bey’in o zaman çok büyük bir kitleye hitap ettiğine dikkat çeken Begüm Doğulu onunla çalışmayan çok az sayıdaki yattan 1-2’si ile çalışmaya başladığını söyledi. Bunun hiç kolay olmadığını ifade eden Doğulu, sözünü de tutmak zorunda olduğunu, ahde vefanın kendisi için çok önemli olduğunu vurguladı.

Doğulu; “Nereden geldiğinizi unutmayacaksınız, bir yere gidebilmek için… Artık maddiyat ahlakın ve değerlerin önünü aldı. Aynı nezaketi ve duyguları Gino Bey hayatta olmamasına rağmen hala taşıyorum. Kendi yolumu 6 Temmuz 1997’de çizdim. 2000 dolar biriktirdiğim para o kadar başka da bir şey yok. Bir şirket kurdum, Kuşadası’nda, küçük bir ofis tuttum, ilk aldığım klima oldu. Mobilya alacak para olmadığı için kahveciden bir tabure rica ettim, bir de faks aldım. Zaten sadece 2 tane yatım vardı ben ve kuzenim, bir tane UNO arabam vardı. Yat nerede biz orada, seyyar acente gibi çalıştık. Çantalar, eşyalar bagajda benzin istasyonlarında duş yaparak devam ettik. Para yoktu ki otellerde yatacak” şeklinde anlattı şirketin ilk kuruluş hikayesini.

“O ilk dönemde yatlara ellerinden geldiğince güzel ve candan hizmet verdiklerini, hizmet verdikleri insanların da kendileri için bir şeyler yapmak istediklerini” belirten Begüm Doğulu; şöyle devam etti: “Müşterilerim Karayiplerde bir fuar olduğunu, orada müşteri bulabileceğimi söylediler. Antigua diye bir adadaki fuardan bahsediyorlardı ama o zaman ne telefon, ne internet vardı. Baktık ki İngiltere üzerinden bir uçuş var, bilet aldık hemen. Bir bavul broşür, bir sırt çantası yola çıktım. Gittiğimde anladım ki, yanımdaki para bana yetmeyecek. Otellerin geceliği 400-500 dolar.  Zaten benim yanımda 1000 dolar para var. Marinada bankta yatmaya karar verdim. Hem güvenlik var emniyetli, hem duş ve tuvalet de var. Gitmişken her şeyden de faydalanmaya çalışıyorum. Onlar Pazar günü tatil yapıyorlar, ben çalışmaya devam. Kaptanlar hangi plaja gidiyorlar, öğrendim, broşürleri alıp hemen takımı giyip plaja gittim. Millet gülüyormuş bana… Ne yapmaya çalışıyor bu diye bakıyorlarmış. Tabii orada yemek de çok pahalı idi. Yatlara brokerleri davet ediyorlardı öğle yemeği için, hemen adımı yazdırıyordum, böylece öğle yemeğini çıkartıyordum. Sonra tekrar işe koyuluyordum. Enteresan bir hikayem vardır, her zaman söylerim. Oradan dönüyordum, cebimde son 20 dolarım vardı, havaalanında bir şey yerim diye. Orada zaten insanlar çok fakir. Köpeklere para topluyorlardı, sakat köpeklere vs. 20 doları verdim. Nasıl olsa uçağım var diye düşündüm, baktım uçak rötar yapmış. Benim de açlıktan kan şekerim düştü. Gidip çeşmelerden su içtim, elim ayağım titriyordu. Uçağa bindim yalvardım bir parça ekmek diye. O halde Türkiye’ye döndüm”.

Yaşadığı zorlukları bu cümlelerle anlatan Doğulu şu anda ekibi ile fuarlara gittiğinde dünyanın önde gelen duayen yat acentelerinin kendi geçmişini bildikleri için çalışanlarına şunları söylediklerini vurguladı: “Altınızda son model arabalar, klimalı, çok lüks otellerde kalıyorsunuz, bakıyoruz öğle yemeklerini en lüks restoranlarda yiyorsunuz. Sizin patronunuz yayan dolaşıp, bankta yatıp, tuvaletten su içerek geldi bugünlere. Bunu unutmayın”…

Begüm Doğulu fuardan döndükten sonra o haline, cesaretine saygı ve sempati duyan bir kısım kişilerin kendisine yavaş yavaş iş göndermeye başladıklarını vurgulayarak; “Yıllardır alıştıkları güzel yürüyen operasyonları yapan firmalar varken, hiç bilmedikleri daha 22-23 yaşlarında birine güvenmek bir riskti aslında. Bunu yavaş yavaş verdiler bana. Bu pastayı al sen ye deyip, önüme koymadılar. Pastanın üstündeki çileğin bir köşesini verdiler. Tabi hırs yaptım, ispatladım, olmazı oldurdum. İnsan üstü çalıştım. Tekrar tekrar fuarlara gittim. Süreklilikle güvenlerini kazandım” dedi.

begum-19-54-57.jpeg

“HER ZAMAN EVET DİYEREK BİR YERE GELEMEZSİNİZ”

Sürekliliğin olmazsa olmaz olduğuna dikkat çeken Doğulu şunları söyledi: “Bu 25 yıl içinde adım adım bunu ilmek gibi işledim. Yabancıların ne istediğini bilerek yaklaştım. Her ülkenin kendine göre yaşama şekli var. Yurtdışına iş yapan meslektaşlarım bilir. Bu insanlar için söz çok önemlidir. Ne dediğiniz çok önemlidir. Çok netler. Benim pazarlama şeklim hiçbir zaman şu olmadı; bunu da yaparım, onu da yaparım, her şeyi yaparım. Yeter ki gel. Geldikten sonra da bu olmadı, şu olmuyor demem. Bu çok ciddi bir güvensizlik yaratır. Ben bunu hiç yapmadım. Benim bugüne gelmemdeki en büyük sebep, yapabileceğim vaatleri verdim. Hayır, demeyi bilerek bugüne geldim. Her zaman evet diyerek bir yere gelemezsiniz. İnsanlar hayırdan korkuyor, ama bazen hayır en güzel cevaptır. Sonradan hayır olacak bir evetten ise baştan hayır demek daha evladır.”

begum-19-54-58-1.jpeg

“DOĞRU OLAN EĞİLİR AMA KIRILMAZ”

Çok üzüldüğü bir anısını da bizlerle paylaşan Doğulu, bakın o anıyı nasıl anlattı: Daha şirketi yeni kurmuştum, yıl 1998… Bir Yunanlı müşterim geldi, Bozburun’dan bir yat almak istediğini söyledi. Bakım- onarım yaptırtıp Yunanistan’a götüreceğini belirtti. Çok sevinmiştim çünkü bu iş benim için dünyanın en büyük işi gibiydi. Anneme diyordum ki; ‘Bu olursa bütün hayatım kurtulacak. Şirketimin kaç yıllık parası kurtulacak’. Annem de hep, ‘hayırlısıysa olsun’ derdi. Bende kızıyordum hatta. Ama o günden beri hep bu kelimeyi kullanırım ve hep öyle dua ederim. Devamında bu adam geldi, yatı buldu. Yatı aldık. Ondan sonra da bana yaptırıyor işleri… Bunun üzerine bana ‘Yatı sen üstüne al, yaptır, toplu ihraç et bana’ dedi. Derken yatı satan adamın icraları çıktı, yatın üstünden. Satış üstüme yapılamıyordu. Ben de krediler alıp, yurtdışına mahcup olmayalım diye çabaladım. Biri bana güvendi ya, çünkü bende güven esas. Sonunda adam geldi yatı teslim almaya. Yarın bir test yapalım binelim yata dedi. Bir çanta parayla gelmiş direk elden verecek. Sabah bir görevli geldi, ‘sizin misafirler gitti haberiniz var mı?’ dedi. Yunanlılar gitmiş. Yalınayak koştum gittim. Yat da gitmiş. Benim bakım-onarım yaptığım sırada kalan Yunanlı müşteri temsilcisini aradım, adam dedi ki biz Türk sularından çıktık. Bana bunu nasıl yaptınız dedim. Hayat böyle dedi kapadı. Oturdum o Bozburun sahillerinde yalınayak yağmur altında ağlayarak yürüdüm, küçücük çocuk halimle. O kadar ağladım ki, annemi aradım. Anne hayırlısıyla dedin ya ben ne demek istediğini anladım. Hayırlısı değilmiş anne dedim.”

Begüm Doğulu bu olayın böyle bitmediğini belirterek sonrasında yaşananları da şöyle aktardı: “Sonra beni çok büyük bir armatörün Yunanlı kaptanı aradı. O armatör beni çok severdi. Türkiye’de ailesini bana emanet ederdi. Kaptanı aradım dedim ki, ‘benim başıma iş geldi. Bana yardım et’. Anlattım ve adamın adını verdim. Sonrasında ‘kaptan patronun en iyi avukatını bana verdiğini söyledi, ama ben ödeyemem dedim. O da patronun benden para istemediğini söyledi. Ondan sonra da Yunanistan’ın en iyi deniz hukuku avukatını bana tahsis etti. Mahkeme bir sene sürdü, fakat ne yaptı biliyor musunuz? Kaptan beni aradı. Kaç para borcum olduğunu sordu, söyledim. Hesabıma para gönderdi. Begüm o parayı aldığında bana gönderir demiş. Ben bütün kredi borçlarımı ödedim. Ve o kaptanla patronu beni öyle bir korudu ki, o adamı getirdiler masaya oturttular karşıma. Parayı elime verdirttiler. Ben de hemen borcumu ödedim. O gün en sevindiğim gündü. Doğru olan eğilir ama kırılmaz. İlahi adalet. O adam benim karşımda kırıldı”.

İstanbul’dan Antalya’ya kadar ofisleri olduğunu belirten Begüm Doğulu; “İstanbul, Kuşadası, Bodrum, Marmaris, Göcek ve Antalya ofislerimiz var. Bu kadar büyümesine rağmen ben kendimi biraz daha geri çekip ekibimi sahada yalnız bırakabilirdim, ama bunu hiç yapmıyorum. Ekibim bir bakıyor sağında yat yanaşırken beni görüyor. Göcek’teki bir bakıyor teknik servisin ortasında ansızın ben. Ben her işin içindeyim. Benim nasıl iş yaptığımı görüyorlar. Müşteri ile konuşurken yanımda oturtuyorum onları. Nasıl konuştuğumu, olaylara nasıl reaksiyon verdiğimi görüyorlar. Onlarla sık sık bir araya geliyorum. Birlikte oturup yemek yiyoruz. Birlikte toplantı yapıyoruz. Otoritelerle muhatap olmaları gerektiğini, mottolarının ne olması gerektiğini, güvenirliliğin ne kadar önemli olduğunu anlıyorlar” şeklinde konuştu.

Savaşı onaylamadıklarını hatta buradan gelecek avantajlara da sevinemediklerini vurgulayan Doğulu, dünyanın her yerinde bir takım olayların yaşandığını bundan da kasıtlı kasıtsız nemalanan ülkeler olduğunu söyledi. Bizim ülkemiz tarihinde hiçbir zaman nemalanma peşinde koşan bir kültür olmadığına değinen Doğulu son gelişmelerle ilgili şunları söyledi:

“Ama Allah bu sefer nasip etti. Ülkemiz politikası gereği biz taraf olmadık. Ruslara yaptırım uygulayan bir ülke de olmadık. Gerçekten bu anlamda Hükümete çok şey borçluyuz. Hükümetin bu tavrı deniz turizmine inanılmaz bir ivme kazandırdı. Şimdi dünyada her yerde Ruslara yaptırım uygulanıyor. Hem bu mega yatların patronlarına, hem de yatlarına. Bir takım yatlar Avrupa’da el koyulup satıldı bile. Onun için erken davranan bir takım yat sahipleri Türkiye’ye geldiler. Çok ciddi bir filo geldi. Biz de bunu beklemiyorduk. Ciddiyetini mayıs ayında anladı Ruslar bu yaptırımların ve mayıs ayının ortasından itibaren akın akın gelmeye başladılar. Biz bir sonraki sezonun planlamasını kıştan yaparız. Ne yat limanları, ne acenteler, sektörün hiçbir kolu buna hazırlıklı değildi. Gelen müşteri çok üst düzey beklentide olan müşteri. Açıkçası devlette buna hazır değildi. Yat turizmi sadece mavi yolculuk olarak düşünülüyordu. Kimse bu mega yatların getirisinden, varlığından haberdar olmadı. Ama ben pandemi zamanında da bizzat Yat Turizm Derneği Yönetim Kurulu Başkanı olarak da; hem röportajlarla haberlerle hem de devlete bu yatların önemini izah etmek için çırpındım. Çok ciddi bir kamuoyu ile beraber bu charter lisansını çıkarmak için çok çabaladım. Biz 39 metre ve üstü, muadili Türkiye’de olmayan yatların Türkiye’ye girmesini devlete yüksek ödemeler yaparak girmesini istedik. Şu an aylık lisans 1,50 milyon TL ödüyorlar devlete. Aylardır charter yapıyorlar. Biz bu tasarıyı hazırlarken, devletin de kazanacağı, özel sektörün de kazanacağı ve Türk yat sektörünün de zarar görmeyeceği bir çalışma hazırladık. Biz 70- 80 – 100 metre mega yatları Türkiye’ye getirmek için bu altyapıyı hazırladık. Bu onaylandı. Ardından Rusya – Ukrayna savaşı başladı. Derken yaptırımlar başladı. Bu yatlar Türkiye'ye gelmek zorunda kaldı. Bu lisans olmasaydı şimdi bu yatlar Türkiye’ye gelmiş olacak ve burada demirde bekleyecekti, akaryakıt almayacaklardı. Her mega yat ayda Türkiye’ye 150 bin Euro döviz girdisi sağlıyor. Bu emekler, karşılığını ülkeye fazlasıyla getiriyor”.

begum-19-54-58-2.jpeg

PATRONLUK SİZE VERİLEBİLİR, AMA LİDERLİK KAZANILIR

1989 yılından beri sektör içerisinde olduğuna vurgu yapan Begüm Doğulu; “Ben böyle hızlı kararların alındığı böyle ivedi ve radikal çalışan ekip hiç görmedim. Devletten inanılmaz destek alıyoruz. Devlet çözüm kapısı. Devletin desteği olmasa bunların hiçbirini yapamazdık. Devlet destekli çok ciddi bir başarı yakaladık. Bu durum böyle giderse, savaşla sınırlı kalmaz bu insanlar yaptırımlar kalksa bile Türkiye’den vazgeçmez. Ancak buradaki hassas nokta lütfen bize muhtaçlar deyip kibirlenmeyelim. Bu mütevazı heyecanla aynı kalitedeki hizmetimize aynı hırs ve sabırla devam edelim” dedi.

Son olarak önemli bir mesaj da veren Begüm Doğulu sözlerini şöyle noktaladı: “Öncelikle bizim sektörde gençlerin bu işi sevmeleri lazım. Sevmiyorlarsa yapmasınlar. Çünkü çok meşakkat ve fedakarlık gerektiren bir sektör. Oturup kaç para kazanırım diye hesap yapıyorlarsa gelmesinler. Benim kartvizitimde CEO yazıyor, ama bakıyorsunuz bir limanda yatın peşinde koşturuyorum. Ben bu sektörde patron değil; liderim. Patronluk size verilebilir, ama liderlik kazanılır. Ben kazandım”

begum-19-54-56.jpeg

Röportaj: Ayşe Olcay

Bu haber toplam 4228 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.