• BIST 74.993
  • Altın 593,80
  • Dolar 2,2845
  • Euro 2,8765
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 26 °C
  • Bursa 23 °C

Adalar Ülkesi Filipinler

COŞKUN ARAL

Filipinler, Pasifik Okyanusu’nun batısında, 7 binden fazla adadan oluşan, dünyanın en kalabalık 12. ülkesi. Aynı zamanda yerkürenin ikinci büyük takımadası olan ülke, sahip olduğu doğal ve kültürel zenginliklerle göze çarpmakta.

 

16. yüzyılda İspanyol sömürgeciliğiyle tanışan ülkenin kaderinde savaşlar hiç bitmedi. 19. yüzyılda sömürgecilere karşı verilen savaş, bağımsızlıkla sonuçlandı, ama kötü günler devam edecekti. 20. yüzyılın başlarında Filipinler, Amerika’nın kontrolündeydi. Ülkenin doğal kaynakları sömürülüyor ve kâğıt üzerinde bir demokrasi yaşanıyordu. Dünya sahnesinde rüzgârlar yön değiştirdiğinde, II. Dünya Savaşı patlak verecek ve ülke yine kaldıramayacağı bedeller ödeyecekti. 1960’lı yıllarda, yerel kahraman Marcos, popülizmle kitleleri harekete geçirebilmişti. Ancak Marcos’un yarattığı sahte bahar yerini askeri cunta rejimine bıraktı.

 

Yüzyıllarca borçlar, yolsuzluklar ve darbelerle sarsılan ülke, bugün refah ve huzur dolu bir gelecek hayali kuruyor. Bize pek de yabancı olmayan din ile ordu arasındaki mücadele burada da ülkenin geçmişini, bugününü ve geleceğini şekillendiriyor.

 

Manila’da zıt yaşamlar

Ülkenin başkenti Manila, birbirine tamamen zıt yaşamları barındırmaktadır. Şehrin Makati Bölgesi zengin bir metropolün tüm özelliklerini sergiliyor. Gökdelenlerle bezeli caddelerde lüks alış veriş merkezleri var. Manila’nın parlak yüzünde hayat, dünyanın diğer metropollerinden farksız. Ancak bu kalabalık şehrin çöpü, kimileri için gelir kapısı olmuş. Çöplüklerde çalışan insanlar, günde iki dolardan az bir rakamla çalışıp, yaşamak durumunda. Filipinler’de hayatın tüm adaletsizliğine karşı dinlerine sarılan insanlar, kiliseleri ve tören yerlerini dolduruyor. Nüfusun büyük çoğunluğunun Katolik Hıristiyan olduğu ülkede, hemen her sokakta kilise var.

 

15. yüzyılda İslamiyet etkisine giren Filipinlerde, 16. yüzyıl başlarında Mindanao’da, Sulu ve Maguindanao adında iki Müslüman sultanlık kurulmuş. Ancak İspanyolların ülkeye gelişiyle İslam’ın yayılışı durmuş. Güneyde yaşayan Müslümanlar karşı koyacak olsalar da, sömürgeleştirme politikalarının temelinde var olan Hıristiyanlaştırma etkili olmuş ve ülkenin bugünkü etnik yapısının temelleri o dönemde atılmış.

 

Taluksangay’da Bajaolar

Taluksangay Köyü kıyılarında yaşayan Bajaolar, deniz çingeneleri olarak tanınmakta. Hayatları boyunca neredeyse karaya hiç ayak basmayan bu insanların hayatı denizde başlar ve denizle devam eder. Tayfun ve siklon dönemlerinde yakın koylara sığınan Bajaolar, geçici köprülerle tüm tekneleri birbirine bağlayıp, ortak bir hayat kurar. 200’den fazla balık çeşidiyle tanışan deniz çingenelerinin başat geçim kaynağı yine denizdir. Denizden çıkardıkları agar (bir çeşit yosun) yurtdışına ihraç edilir. Japonya’da yemeklerde kullanılan agar, gelişen teknoloji sayesinde kimya ve endüstride de yaygın olarak kullanılır.

 

Bajaolar’ın kökenine dair birçok hikâye bulunmakta. Bunlardan birine göre Johor prensesi Ayeşa, Brunei sultanına âşık olmuştur. Ancak Sulu sultanıyla nişanlanmıştır. Evlilik töreni için Sulu’ya doğru yola çıktığında, açık denizde Brunei gemileriyle karşılaşır. Brunei sultanı, prensesi Suluların elinden kaçırır. O günden sonra, her ikisi de açık denizde, ıssız adalarda yaşamaya başlar. İşte bu şekilde denizde yaşamın temelleri atılmış olur. Kökenleri ne olursa olsun Bajaolar, tıpkı Güneydoğu Asya’da suda yaşayan benzer topluluklar gibi, sadece karada değil, denizde de yaşamın mümkün olduğunu ortaya koymaktadır.

 

 

Bu yazı toplam 4832 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları