1. YAZARLAR

  2. Nezih Bilecik

  3. Araştırmacılık Hayatımın İlk Göz Ağrısı Midyenin, Anımsattıkları Ve Düşündürdükleri - Bölüm 6
Nezih Bilecik

Nezih Bilecik

Deniz ve Balıkçılık Bilimcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

Araştırmacılık Hayatımın İlk Göz Ağrısı Midyenin, Anımsattıkları Ve Düşündürdükleri - Bölüm 6

A+A-

Midye kültürünün yaygınlaştırılması için neler yapılabilir

Yatırımcıların dışında özellikle geleneksel balıkçıların egemen olduğu kooperatiflerin midye yetiştiriciliğine özendirilmeleri sağlanmalıdır. Böylelikle iki artı özellik ortama ve topluma yansımış olacaktır. Birincisinde küçük ölçekli balıkçılara ekonomik açıdan devamlılığı olan bir parasal getiri ortamı oluşacaktır. Diğerinde ise yapılacak olası yatırımlarla da ortamın ekolojik açıdan iyileşmesine katkı sağlanmış olacaktır.

Ancak Tarım ve Orman Bakanlığının 2008 yılında “Kabuklu Su Ürünlerinin Yetiştiği Sulara İlişkin Kalite Standartları Hakkında Tebliğ” ile 2010 yılında yayınladığı “Çift Kabuklu Yumuşakça Yetiştiriciliğine İlişkin Uygulama Esasları Genelgesi” bulunmaktadır. Aslında bu tebliğ ve genelgenin içeriğinde yer alan unsurların bir balıkçı kooperatifi tarafından yapılması ve devamının getirilmesi sıkıntılıdır. Bir diğer ifade ile yatırımcıdan pahalı olan analiz üzerine analiz talep edilmesi kooperatifi/balıkçıları yatırım girişiminden soğutucudur.  

Nasıl yapılmalıdır sorusunun cevabı ise Meteoroloji Genel Müdürlüğünün konumu ve işleyiş mekanizması örnek alınmalıdır. Söz konusu teşkilat toplumun her kesimini saatlik, günlük, haftalık, aylık ve hatta mevsimlik olarak ülkenin her noktası için dokunmatik, hatasızlık düzeyinde meteorolojik bilgilendirme yapmaktadır. Toplumun ve sektörlerin her kesimi de bu bilgilerin ışığı altında kendine yön verebilmektedir. Benzer bir uygulamayı dengeli ve kabul edilebilir düzeyde denizlerin fiziksel, kimyasal ve biyolojik konumu ile ilgili olarak balıkçılıktan sorumlu Tarım ve Orman Bakanlığı ile her türlü çevresel sorunları çözme konusundan yükümlü olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile müştereken bu yapıyı oluşturmalı ve ülkesel düzeyde çok yönlü veri akışını sağlamalıdır.

  Denizlerimizde ve iç-sularımızda neyin ne olduğunu devlet tüm olanaklarıyla ortaya koymalı ve bu çerçevede yatırımların önünü kendisi açmalıdır. Midye kültürü konusunda da geleneksel balıkçılara ve onların egemen olduğu kooperatiflere bu olanağı sağlayarak, kısmen de olsa onların kalkınmasına devlet desteğiyle bir zemin yaratılmalıdır.

Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü’nün ilginç önerisi

Ülkemizde üniversitelerimiz bünyesinde deniz bilimleri konusunda faaliyet gösteren enstitülerimizin kendi bütçelerinin yetersizliği nedeniyle çoğu kez çeşitli Bakanlıkların ve TÜBİTAK desteğiyle hayata geçirdikleri araştırmaları ve bilim dünyamıza yoğun katkıları takdire şayandır.  Bu konuda İstanbul Üniversitesi, Dokuzeylül Üniversitesi ve ODTÜ bünyesindeki akademisyenler ile TÜBİTAK-MAM (Marmara Araştırma Merkezi) araştırmacılarının sabırla gerçekleştirdikleri çalışmalarının sonuçlarını yayınlamalarının yanı sıra ilgili mercilere yaptıkları önerilerle de bilim dünyasının yanı sıra kamu veya yerel yönetimlerin yükümlülük alanlarına da çağdaş önerilerde bulunmaktan geri kalmazlar.

Diğer taraftan Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kendi bünyesindeki araştırma enstitülerinin de takdir edilecek araştırma programları ile araştırıcı kadrolarının da yoğunlaşmaya başlaması ülkemiz adına olumlu gelişmedir.

Ne var ki ülkemiz sucul canlı kaynakları devletçe araştırmalara ayrılan bütçenin çok yetersiz olmasının da etkisiyle ülkesel düzeyde güdümlü araştırma programları gerçekleştirememekte; haliyle denizlerimiz ve canlıları da kesintisiz izlenememektedir.   Bunun yanı sıra sucul canlı kaynaklarımızın aşırı avcılıklardan nasibini alması da diğer talihsiz bir gelişmedir. Ayrıca denizlerimizin ve özellikle Marmara Denizinin çevre sorunları açısından baskı altında olması da ülkemizin maruz kaldığı diğer bir olumsuzluk tablosudur. Denizlerimizle ilgili olarak böylesine sıkıntıların egemen olduğu ortamda olumsuzlukların giderilmesi konusunda deniz bilimcilerinin önerileri de özel anlam kazanmaktadır.

 

2016 yılında Kocaeli Büyük Şehir Belediye Başkanlığı tarafından İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsüne İzmit Körfezindeki olumsuzluğun güncel durumunun belirlenmesi ve bununla ilgili olumsuzluğun giderebilmesi amacına yönelik olarak bir proje yaptırmıştır. Enstitü tarafından “İzmit Körfezi ekosisteminde meydana gelen değişimleri etkileyen ve tetikleyen unsurların ortaya konarak çözüm önerileri geliştirilmesi” başlıklı proje raporunun(57) içeriğinde İzmit Körfezinin biyolojik, kimyasal ve fiziksel açılardan güncel durumuna değinilmiş ve Körfezdeki çok yönlü olumsuzluklara dikkat çekilmiştir.  Raporda “Körfez içinde doğal habitatların korunması, stres altındaki alanlarda baskı unsurlarının azaltılması ve önemli kayıpların olduğu alanlarda ise habitatın desteklenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Körfez habitatının tekrar kazanılması için mutlaka körfez tabanının katı atık kirliliğinden arındırılması ve sedimantasyon hızını da düşürecek türlerin özellikle kıyı şeridinde gelişimine olanak tanınması gerektiği savıyla midye transplantasyonu önerilmiştir. Bu gerçekleştirilebildiği takdirde körfezde biyolojik arıtma görevi görecek midye yatakları sayesinde ortamdaki fazla planktonun ve dipte biriken ağır metallerin sudan uzaklaştırılması sağlanabilecektir. Raporda ayrıca ötrofikasyonun yüksek olduğu bölgeler içinde birinci derecede önemli ve korunması gereken habitat türü olan midye yataklarının sadece ortamdaki organik birikimle savaşmayacağı aynı zamanda tür çeşitliliğin artmasına da katkı sağlayacağı vurgulanmıştır.  

Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsünün Kocaeli Büyükşehir Belediyesine Körfezde midye transplantasyonu önerisi bilimsel bilgilerle tamamen uyumludur. Orta vadede olumlu sonuçlarını gözlemlemek olasıdır.

Dikkate alınması gereken husus İzmit Körfezinin tabansal ortamında transplantasyon yoluyla gerçekleştirilebilecek olası midye banklarındaki midyelerin kesin olarak insan tüketimine yönelik olmamasının sağlanmasıdır. Nedeni ise körfezdeki olumsuz çevre koşullarından kaynaklanan ve bank midyelerinin bünyesinde birikim yapacak maddelerin insan sağlığını tehdit edecek olmasıdır. On yıllar içerisinde banklardaki midyeler doğal ölüme maruz kaldıklarında bu kere banklardaki midye kabukları planktonda mevcut midye larvaları için mükemmel bir cazibe ortamı oluşturmaya devam edeceğinden midye banklarının varlığı devam edecektir. Sonuçta midye banklarının Körfezdeki su kalitesinin iyileşmesine katkıda bulunma durumu gerçekleşse bile yine bu ortamdaki midyelerin kesin olarak avlanmamaları uygulamasının sürdürülmesi bir zorunluluktur. Nedeni ise midyelerin doğal ölümlerinden sonra bile onların bünyelerindeki kirleticilerin tekrardan salınacak olmasıdır. Salt bu nedenden dolayı Körfezdeki midyelerin kesin olarak insan gıdası olarak tüketilememeleri gerekir. Çünkü Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü’nün önerisindeki öncelikli amacı Körfezdeki olumsuz koşulların giderilmesine katkı sağlamaktır.

 Bir diğer amaç ise midyeler aracılığı ile habitatı güçlendirmektir. Bu uygulama ortamda tüm bentik canlılarında yoğunlaşmasına yani bir anlamda da biyolojik çeşitliliğinin artmasının da nedenini oluşturacaktır. Ortamda oksijenin olumlu düzeye ulaşması Körfezdeki ötrifikasyon da yani ortamın besin tuzlarıyla aşırı yüklenmesinin de önüne geçilmiş olacaktır.

Yukarıda belirtilen uygulama Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından ortaklaşa gerçekleştirilebilir. Ayrıca midye transplantasyonu için gerekli midye bireylerinin temini için Tarım ve Orman Bakanlığınca kendi bünyesinde Marmara Denizi’nin uygunluk gösteren bir ortamında midye üretim tesisi kurmak esas olmalıdır. Böylelikle üretilen midyelerin belirli bir boya erişmesinden sonra Körfezde belirlenen ortamlara transfer edilmeleri sağlanır. Bu uygulamanın da sürekliliği esas olmalıdır.

Bu yazı toplam 627 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar