1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Ferit Biren ‘Marina kurulduğu yere uygarlık getirir’
Ferit Biren ‘Marina kurulduğu yere uygarlık getirir’

Ferit Biren ‘Marina kurulduğu yere uygarlık getirir’

Dün gece saatlerinde aramızdan ayrılan ve denizcilik camiasına yaptığı katkılarla adı unutulmayacaklar listesinde yer alan Kaptan Ferit Biren ile Vira Haber adına 2010 yılında yaptığımız söyleşi:

A+A-

Deniz Ticaret Odası Marina Meslek Komitesi Başkanı Ferit Biren meslek grubu olarak yaptıkları hizmetleri, Türkiye’deki marinalar hakkındaki görüşlerini aktardı. Türkiye’de marina yatırımlarının gerçekleşmesi konusunda zorluklar yaşandığını kaydeden Biren, marinaların altyapılarını değerlendirdi.

Marina Meslek Komitesi olarak ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

Bizim görevimiz; bu meslek grubuna hizmet etmek. Bir yerde DTO, meclis ve yönetim kurulu ile meslek grubumuz arasındaki gerekli bağlantıyı sağlıyoruz. Meslek grubumuzun işlerinin gelişmesini sağlayacak girişimlerde bulunuyoruz. Bunun yanında hem meslek grubumuzu, hem de ilgili ve yetkili bakanlıklar ve müsteşarlıklarımızı iletişim kurmak için toplantılarımızda bir araya getiriyoruz. Toplantı tarihlerini belirlerken, tarihler arasında fazla ara vermemeye dikkat ediyoruz, marinaların çalışmalarına göre yıl içinde önemli olan tarihleri gözetiyoruz. Her toplantı değişik marinalarda yapıldığı için, diğer marinalar değişik marinaları ziyaret etmiş oluyorlar. Toplantılarımızı yeni yapılan marinalarda yapmaya dikkat ediyoruz, böylece o marinaları da hem desteklemiş, hem de tanıtmış oluyoruz. Ben uzak yol gemi kaptanıyım, navigatörüm. Navigatör yolunu bulmak için belli noktaları belirleyerek rotasını bulmaya çalışır. Biz de bu toplantılarla rotamızı belirliyoruz. Marttaki toplantımızı Didim’de, Eylül’de yaptığımız toplantıyı Teos’ta yaptık, yılsonunda yapacağımız toplantıyı da Ankara’da gerçekleştireceğiz.

Teos Marina’da yaptığınız toplantıda hangi konular ön plana çıktı?

Toplantılarımızda katılım giderek artıyor; Denizcilik Müsteşarlığı, Maliye Bakanlığı, DLH Genel Müdürlüğü, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Milli Emlak Genel Müdürlüğü, Gelirler İdaresi Genel Müdürlüğü, Çevre ve Orman Bakanlığı, ÖÇK, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan temsilciler katılıyor. Toplantılarımızı bir gün içinde gerçekleştiriyoruz. Teos’ta öğleden önceki bölümde bir sunum yaptık. Sunumda marinacılığın dünyadaki durumu, Akdeniz Çanağı’ndaki, Karadeniz’deki ve ülkemizdeki son durum karşılaştırmalı olarak değerlendirildi. Daha sonra sorunlarımızı konuştuk. Ülke turizmine, ekonomisine marinacılığın ne gibi katkıları olduğunu görüştük. Öğleden sonra ise, kamu tarafı konuşuldu. Onlar önemli konularda bizi aydınlattılar. Sonuç olarak kapalı kapılar arkasında şikayet edip yakınmaktansa, her şeyi dostane bir şekilde söylüyoruz. Böylelikle el ele veriyoruz, sonunda da ülkemiz ve marinacılığımız kazanıyor.

Bir anlamda insanlarımızın denizi yakından tanımasına da ön ayak olmuş oluyorsunuz…

En önemlisi de bu zaten. Aslında marina kurulduğu yere bir uygarlık getiriyor. Ben denizci olduğum için birçok ülkeye gittim. Mesela Fransa’ya gittim. Cannes, Monaco gibi yerlerden marinayı çıkardığınız zaman ortada hiçbir şey kalmaz. Monaco bir kaya yığını gibi görünür gözünüze. Oralara bütün şıklığı veren, medeniyeti, kültürü getiren marinadır. Marinacılık ülkenin gelişmesine, turizmine, büyük katkı sağlar. Bizim yaptığımız bu çalışmalar bütün meslek komiteleri için örnek olmalı.

Marinalar bu kadar önemliyken, Türkiye’de yapılan marina yatırımları sizce yeterli mi?

Bir marina açıldıktan en fazla üç yıl sonra yüzde yüz doluluk oranına kavuşuyor. Bir de marinalar denizlerimizi kirletir diye sakat bir düşünceye takılmış olan insanlar var. Bilakis marinalar bizim kıyılarımızı korur. Çevre ve Orman Bakanlığı kurallar koyuyor. İnsanların yaşadığı her yerde atıkların olması doğaldır. Bizim marinalarımız çok teşkilatlı marinalardır. Çamaşırhanesi, bulaşıkhanesi, bütün çöpler için atık tesisleri var. Dünyadaki bütün filolara resmi ziyarette bulundum. Bu şekilde bütün marinaları, yat kulüplerini gezdim. Yeni Zelanda’dan Almanya’ya kadar bütün marinaları, yat bağlama yerlerinin hepsini gezdim. İki yıl önce Birmingham’dan sonra 4 gün İskoçya sahillerinde yat gezisi yaptık. Oralarda bir koyun içerisinde beş tane marina vardı. Birbirlerine gayet yakın, bir iki saatlik seyirle bir marinadan diğerine gidebiliyordunuz. Biz de bu duruma gelebiliriz. Kıyılarımız daha da güzelleşir. Bu gelişme yatçılarımızı da teşvik eder.

Peki, mevcut marinalarda verdiğimiz hizmetler yeterli mi?

Yeterli ve çok da iyiyiz bu konuda. İki yıl önce Fransa’dan Grenson diye bir marinadan Türkiye’ye geldim. Marsilya’da Viaport’a uğradık. İtalya’da “Port a the Rome Ostia” diye bir marinaya uğradık. Yakıt, su, kumanya ihtiyaçlarımızı karşılamak için uğramıştık. Daha sonra su almak için bir gece Pire’ye uğradık. Bu marinalara göre bizim marinalar gerek hizmet, gerekse altyapı bakımından hepsinden iyi durumdalar. Yani marinalarımızla gurur duyabiliriz.

Kamuyla bir araya geliyoruz dediniz. Yatırımlarla ilgili sıkıntılar üzerine neler konuştunuz?

Özellikle yatırım dönemleri çok uzun zaman alıyor. Bu nedenle maliyet de bir yerden sonra artmaya başlıyor. Bu, gelişmeyi de yavaşlatıyor. Bir yerde yatırımcı da vazgeçme konumuna geliyor. Meclisten gelen kanun, yasa var, kurumların çıkardığı yönetmelikler oluyor. Bunlar işimizi kolaylaştırmak için çıkmalı. Ne kadar kolaylaştırsa da sonuçta bir uygulayıcı var ve bu uygulayıcılar çok önemli. İş yönetmelik, yasa çıkarmakla bitmiyor. Aynı ülke ve aynı yasalar olmasına rağmen, Gümrük Kanunu’nun İstanbul, İskenderun, İzmir’de farklı uygulamaları var.

İSPARK Tekne Parklar adı altında bir çalışma yapıyor. Bu marinalardaki yoğunluğu biraz olsun azaltır mı?

Bunlar marina değil. Marinaların donanımlı olması, en başta da çevre kirliliğine sebep olacak durumları önleyici imkanları olması gerekiyor. Her türlü hava koşuluna karşı iyi bir barınak olması lazım. Can güvenliği bakımından iyi düşünülmüş ve donatılmış olması lazım. Bu proje yüzen ponton olarak anılabilir. Mesela İstanbul Limanı içerisinde yüzer pontonlarla yatları bağlamak mümkün olur, ama bu sakıncalıdır. Boğaz turu yapan motorların, gezi teknelerinin, yatların barınacakları bir yer yok. Bunlar için Beykoz, Paşabahçe taraflarında geniş, büyük bir marina yapıp yatların ve motorların ayrı ayrı barınabilecekleri yerler oluşturulabilir. Hem o bölge kalkınır, hem de Karadeniz’de yatçılık teşvik edilir.

Son zamanlarda balıkçı barınaklarının marinaya dönüştürülmesi konusu konuşuluyor.

Balıkçılarımız ekmeklerinin peşindeler. Onlar balıkçı barınaklarının ihtiyaçlarına göre yapılmış olan yerlerde kalıyorlar ve balıkçıların oralarda önceliğinin olması lazım. Oralara yat girdiği zaman ancak bir süre için barınabilir. Yani acil durumlarda. Barınakları marinalar gibi donatmaya kalkarsanız çok rantabl olmaz. Bırakın balıkçı barınağı balıkçı barınağı olarak kalsın, balıkçılara hizmet versin.

Son olarak yaşanan gelişmelere paralel olarak Türk denizciliği sizce nereye gidiyor?

Her geçen gün daha iyiye gidiyor. Bizim en büyük sorunumuz iyi şeyleri bozmak. Konjonktürel olarak sorunlar; küresel, ülkesel ve yöresel çapta olabilir. Bunun örneklerinden biri de küresel kriz. Bu gibi sorunlara daima hazırlıklı olmalıyız. Denizci olmak için denizci anlayışının da, kültürünün de, terbiyesinin de olması lazım. Herkesin işletmesini daima kötü günlere, kötü şartlara, ani durumlara karşı hazırlıklı bulundurması gerekiyor. Bütün imkanların hepsini birden cepheye sürmemek lazım.

Vira Haber

Bu haber toplam 4454 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.