1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. "Sektörün yarınları için okul yapın"
"Sektörün yarınları için okul yapın"

"Sektörün yarınları için okul yapın"

Ulusoy Holding A.Ş. Yön. Kur. Bşk. Yılmaz Ulusoy ile yaptığımız söyleşide denizcilik ve eğitim ile ilgili önemli açıklamalar yaptı.

A+A-

“Geleceğimizin yazgısı, günümüz çocuklarının akıl, gönül ve çalışma kapasitelerinde gizlidir. Sorgulayan, düşünen, evrensel kişiliğe kavuşmuş, kavrama gücü, eğitim ve öğretim düzeyi geleceğimize yönelik gelişmiş çocuklarımızın artan oranı doğrultusunda, iyi ve güzel bir dünya bizleri bekleyecektir” diyor Yılmaz Ulusoy bir makalesinde. Eğitime öylesine önem veriyor ki, bugüne kadar dört okul yaptırmış, beşinci okulun da çalışmalarına çoktan başlamış bu hayırsever işadamı. Ancak eğitim kadar denizciliğe de önem veriyor Ulusoy. Yaptırdığı okullardan üçü denizcilik meslek lisesi. Yılmaz Ulusoy yaptığımız röportajda denizcilik ve eğitim ile ilgili önemli açıklamalar yaptı.

Türk denizciliği krizden yara aldı. Sizce sektör yaralarını nasıl sarabilir?
Sektör olarak çok büyüdük, ama şu anda iyi durumda değiliz. Denizcilik sektörü çok büyük darbe yedi. Tersanelerimiz büyük sıkıntı içinde. Siparişler iptal edilmekte ve yeni sipariş alınamamakta. Kan kaybetmeye devam ediyoruz. Acil önlemler alınmalı ve sektör desteklenmeli. Denizcilik, devlet politikası olarak öncelikli sektör olmalı. Devlet, bir master plan hazırlayarak, denizcileri bir masa etrafında toplamalı ve fotoğrafın neyi gösterdiği birlikte değerlendirilmeli, neler yapılması gerektiği konuşulmalı. Sektör için konservatif tedavi değil, ameliyat gerekiyor. İşe neşter vurmak lazım. Burada sektöre de görevler düşüyor. Yarınları için daha temkinli, dikkatli olmalılar ve öz sermayeye dayalı, az masrafla rantabl işler yapmaları gerekiyor. Önüne gelen ben tersane kuracağım, armatör olacağım dememeli. Çünkü bu kolay bir iş değil.

Çeşme Limanı yatırımınız ne durumda?
Çeşme Limanı’na 430 metre boyunda iki tane mendirek yapıyoruz. 2012 Mayıs ayından itibaren dünyanın en büyük cruise gemilerini ağırlayabileceğiz. Mendireklerimize aynı anda dört gemi bağlanabilecek. Cruise gemilerin gelebilmesi için de çalışan bir ekip kurduk.

Dört okul yaptırarak eğitime büyük destek verdiniz. Bunların üç tanesi denizcilik meslek lisesi…
Denizcilikte, tekstilde, turizmde, otomotivde, bütün sektörlerde büyüyoruz, ama elemanımız yok. Çünkü okulumuz yok. Her işin başında eğitim geliyor. Allah’ın birinci emri “oku” ama okul olması lazım. Sektörün yaptığı 72 tane denizcilik okulu var. Hayırseverlere sesleniyorum: “Okul yapın sektörün yarınları teminat altına alınsın” bu okullarda okuyanlar “Allah razı olsun” desin. Biz yabancı personel çalıştırıyoruz; çünkü Türkiye’de personel bulamıyoruz. Bu bizim ayıbımızdır. Denizcilik özellikle eğitim konusunda çok ihmal edilmiş. Denizcilerimize sürekli, bir gemi alacağınıza, bir okul yaptırın diyorum. Bir gemiye 40-50 milyon dolar ödüyorlar. Üç milyon dolara çok güzel bir okul yaptırabilirler. Yaptırdığım dört okulda 2100 talebe okuyor. Bu az bir sayı değil. 1995 yılında bu işe başladığımda Türkiye’de 14 denizcilik okulu vardı. Şimdi bu sayı 72’ye çıktı. 100’ü aşarsak bunun devamı gelir. 2-3 sene içinde bunu başarmalıyız. Eğitim sorunlarını halletmemiş, kültür ve sanatını bir yere ulaştırmamış, birlik ve beraberliği temin etmemiş, ekonomik olarak gelişmemiş toplumların bir yere varması mümkün değil. Bunlar Türkiye’nin dertleridir. Bunları yapmak istiyoruz ve yapmak çok da zor değil.

Denizcilikte eğitimci sıkıntısı da yaşanıyor…
Türkiye’de öğretmen açığı var. Önce mendireği yapıp gemileri bağlayalım, gemileri inşa etmeyi sonra düşünürüz. Önce okulları yapalım. Ondan sonra da oranın öğretmenini, çalışanını temin ederiz. Okulu yaptırıp devlete teslim etmekle iş bitmiyor. O okul birinin ismini taşıyorsa onun bir vebali var. Sonra da takip etmek gerekiyor.

İki kitabınız var. Üçüncü bir kitap yazmayı düşünüyor musunuz?
Dünyada kalıcı iki şeyden biri kitaptır. İkincisi ise okuldur. “Yılmayan Bir Adamın Öyküsü” kitabımı 2004 yılında yayınladım. “Önemsiyorum, Öneriyorum” kitabımı ise 2009’da çıkardım. Üçüncü kitabım için kalemi elime aldım, yazmaya devam ediyorum. Üçüncü kitabımı 2011’in Şubat’ında, 70’inci yaş günümde çıkarmayı düşünüyordum. Sanırım yetiştiremeyeceğim. Çünkü çok yönlü bir kitap olmasını istiyorum. 2011 senesi sonunda inşallah bu kitabı da çıkaracağım.

Kitabın konusundan bahseder misiniz?
Dünyada, yaşamda nelere dikkat edilmesi gerektiği ile ilgili bir kitap olacak. Bunun için yazılarımı, başkalarından aldığım derin bilgileri toparladım. Bu bilgileri okuyucuyla paylaşacağım. İyi olacağını tahmin ediyorum. İşlerim biraz yoğun olduğu için kitabıma yeterince zaman ayıramadım. Bu yönden de kendime kızıyorum. Herkes kitap yazabilir. Yazabildiği kadar. Nasıl olduğu önemli değil. Sonuçta ben yazar değilim. Çok güzel fevkalade bir kitap çıkacak, Nobel adayı olacak gibi bir iddiamız yok. Okuyanlar, “Güzel yazmış, eline sağlık” derlerse memnun olurum. Vasat diyenlere de kızacak değilim.

Ulusoy Şirketler Grubu’nda çalışmasaydım sanatçı olurum demişsiniz. Mesela hangi sanat dalını seçerdiniz?
Sesim fena değildir. Bunun dışında kameraya da yakınımdır. Bence sanatçı olunmaz, sanatçı doğulur. Sanatçı bir ruhtur. Yılmaz Ulusoy olmasaydım, mutlaka sanatın bir dalında olurdum. Bu, ses, sinema ya da tiyatro sanatçısı olabilirdi.

Üçüncü Uluslararası Deniz Kültürü Festivali son derece önemli bir sosyal sorumluluk projesi oldu. Denizcilik sektörü sosyal sorumluluk projelerinde yeterince yer alıyor mu?
Sektör, bu projelere yeterli ilgiyi göstermiyor. Millet kültüre ve sanata olması gereken önemi veremiyor. Mustafa Kemal 15 yıllık döneminde hakikaten sanat ve kültürü çok ama çok destekledi. Ondan sonra siyaset, sanat ve kültüre olması gereken önem verilmemiştir. Ne sinemamız, ne tiyatromuz, ne sahnelerimiz, sanatın hiçbir dalına önem verilmemiş. Tiyatrolarımız felaket durumdalar. Sinemamız yine öyle. Koca Türkiye’de yılda 30-40 tane film çekilebiliyor. Bizim bir de yabancı hayranlığımız var. 20 afiş asılıyorsa, bunlardan iki tanesi yerli filmlere ait, geri kalanların hepsi yabancı film. Buradan yola çıktığımız zaman, bu işte olması gereken yapılmıyor diyebiliriz.

Denizleri çok sevdiğiniz belli. Yoğun iş temposu içinde denizde vakit geçirebiliyor musunuz?
Denizi çok severim. 21 sene tekne kullandım. Sonra biraz yoruldum. Daha sonra teknemi sattım. Tekrar bir tekne alayım mı diye düşünüyorum. Suyu gördüğüm zaman hemen dalarım. Bu biraz Karadenizlilikten geliyor. Yüzmeyi çok seviyorum. Ben Karadenizliyim, ama durgun denizi daha çok severim. Hırçın deniz beni yoruyor.

Vira Dergisi





Bu haber toplam 560 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.