1. YAZARLAR

  2. HARUN ŞİŞMANYAZICI

  3. Suçlu Ayağa Kalk
HARUN ŞİŞMANYAZICI

HARUN ŞİŞMANYAZICI

Yazarın Tüm Yazıları >

Suçlu Ayağa Kalk

A+A-

SUÇLU AYAĞA KALK

Yazan Harun Şişmanyazıcı –Ekonomist/Deniz Emniyet Derneği As Başkanı

1929 İktisadi buhranından sonra ikinci büyük küresel iktisadi krizi yaşıyoruz. Bu kriz 2008-2009 krizinden de ağır geçmektedir. Çünkü yaşadığımız kriz 3 başlıdır. Talep şoku, arz şoku ve petrol şoku.  Hem aşırı bir işsizlik , hem de bazı alanlarda işçi bulma sorunu.

 Bazı malların nedreti nedeni ile fiyat artışları bazı malların fiyatlarında ise düşme yaşamaktayız. Talep satın alma gücü zafiyetinden dolayı değil, satın alma arzu ve imkansızlığı yüzünden düşük kalmaktadır. Ekonominin şalterleri indirilmiş ve insanlar izole edilmiştir. Farklı bir ekonomik kriz yaşanmaktadır. Çok vektörlü ve çok katmanlı bir kriz. Altında kronik ve yapısal ekonomik kriz bunun üstüne krema olan COVID-19 salgının yarattığı ekonomik sıkıntılar.

Dünya ekonomisi şu an ağır bir resesyon yaşamaktadır; bu yıl dünya ekonomisinin %3 (IMF)(Bazı kaynaklarda %3.3) ,dünya ticaretinin hem mal hem hizmetler olarak %11 küçülmesi (IMF),Dünya Ticaret Örgütüne göre ise mal ticareti bakımından %13-32 arası daralması beklenmektedir. Küresel işsizlik tahmini ise %17 dir. Bu bazı ülkelerde daha fazla olacaktır.

Dünya ekonomisinde %3 küçülmenin parasal maliyetinin 9 Trilyon olacağından söz edilmektedir. Dünya ticaretinde %15 küçülme ise dünya ticaretinde 3.5 Trilyon usd lik daralma yaratacaktır. Bu krizin maliyeti ise 3-4 Trilyon usd civarında olacaktır. Küresel ve bölgesel iflas riskinin 2020 de %20 artması ve bir çok iflasın olacağı beklenmektedir.

Şanslı olduğumuz husus henüz bir depresyon beklentisi yoktur. Bunun olabilmesi için dünya ekonomisinin yüzde 10 ve üstü gibi büyük oranda küçülmesi ve bu daralmanın ve krizin min 2 yıldan daha fazla sürmesidir.(Bazı akademisyenler 15 ay ve üstü olarak değerlendirirler)

Tabi tanker taşımacılığı dışında deniz taşımacılığı sektörü de bu krizden nasibini almaktadır. Yılın ilk aylarına göre bu gün için göreceli olarak kuru yük piyasasında durum biraz düzelmiş olsa da (BDI 411 den sonra 670’leri görmüş, fakat bugün için yeniden 570’lere düşmüştür. Bu hemen hemen 2019 başı değeridir. Üstelik bu Çin de ticari ve üretim faaliyetlerine yeniden  geri dönüldüğü bir dönemde gerçekleşmektedir.)Konteyner segmentinde 3milyon teu dan fazla tonaj laidup yapılmış yani servisten çekilmiştir. Seferler iptal edilmiştir. Bu sefer iptallerinin maliyetinin 6 Milyar usd olacağı tahmin edilmektedir.

Bu gün durumumuz böyle iken acaba 2019 da biz hangi durumdaydık ??

Dünya ekonomisi son 10 yılda ortalama %3.5 büyürken 2019 yılında ancak  %2.9 büyümüştür. Dünya ticareti ise mal ve hizmetler olarak %0.9 büyümüştür. Evvelce Dünya Ticaret artış oranının küresel GSYIH artışına oranına bölümü 2.5 çıkarken artık ancak 1 çıkabilmektedir. Yani küresel ekonomi ve uluslararası ticaret için 2019 kötü bir yıl olmuştur.  2019 ikinci yarısı ve özellikle son çeyreğinde alınan tedbirler ve 2020 başında yapılan ABD –Çin birinci faz anlaşması nedeni ile bazı rezervlere ve belirsizliklere rağmen biz 2020 de 2019 a göre daha iyi bir olumlu bir ekonomik gelişme beklerken COVID-19 ile karşılaştık.

Yani salgın ile karşılaştığımızda güllük gülistanlık bir küresel  ekonomik ortam  yoktu.

PEKİ BU İÇİNDE BULUNULAN DURUMUN SUÇLUSU KİMDİR? COVİD-19’MU ????

Hiç sanmıyorum COVİD-19 son birkaç yıldır beklenen krizi öne çekti, üstü örtülen sorunların üstündeki örtüyü kaldırdı. Belki de beklenen krize cila çekti.

Peki yaşadığımız bu krizin  suçluları kim????

-Sürekli dünyaya finans pompalayarak ülkelerini ve dünyayı borç ile büyütenler. Gerçek reel bir büyümeyi gerçekleştiremeyenler. Spekülasyonlara sebep olarak bazı alanlarda balonlar oluşturanlar.

Dünyanın küresel borcu 255 Triyon usd yi aşmış, bunun içinde kamu borcu 70 Trilyon usd’nin üstüne çıkmıştır. Bu borcun 2050 de 400 trilyon usd olması beklenmektedir . Bazı ülkelerin devlet tahvilleri çop niteliğinde olup CDS’leri çok yükselmiştir.

Küresel ölçekte bankaların 1/3 ünün durumu çok kötüdür. Ama devletler ,bu bankaları sürekli kollamakta  ve batmalarına  müsaade etmemektedirler. Onlarda doğru dürüst kontrol etmeden kolaylıkla kredi vermeye devam etmektedirler.

AB hala bankacılık reformunu ve regülasyonunu sağlamamıştır. ABD 2009 krizinden sonra getirilen regulasyonları Trump vasıtası ile kaldırma ,zayıflatma uğraşındadır

Çin’de Shadow Banking uygulaması ve piyasadaki aşırı para ,eyalet borçlanmaları devam etmektedir. Bu Çin’in yumuşak karnıdır.

-Ticaret savaşını başlatanlar ,bunun baş aktörü Trump,

Küresel bir ekonomide, yıllarca bunun savunuculuğunu yapan ABD ,Trump vasıtası ile serbest ticarete engeller koymakta ve gümrük vergileri ile bunu  zorlaştırmaktadır. Çin de buna karşı önlemler almaktadır. Zaten çok iyi durumda olmayan dünya ekonomisi ve dünya ticareti bundan ters yönde etkilenmektedir.

-Çevre kirliliğine önem vermeyenler; çevre kirliliğine verilen önem Trump vasıtası ile sekteye uğratılmaktadır.

Evvelce çevreyi tahrip ederek büyümesini gerçekleştiren Çin artık hava kirliliğine  daha fazla önem verirken, Trump çevre kirliliği filan yoktur, bunlar Çin uydurmasıdır diyerek Paris anlaşması tahtında yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınmaktadır. Bu gün kirli hava molekülleri içinde virüsün havada yayıldığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Kirli hava insanın bağışıklık sistemini de çökertmektedir.

-Devleti özel sektör mantığı ile yöneten liderler;

Son zamanlarda bazı ülkelerde hükümetler devleti adeta bir özel şirket gibi yönetmekte  sosyal ve toplumsal fayda göz ardı edilmektedir. Devletin iktisadi hayattan çekilmesi kabul edilebilir bir şeydir. Ama sosyal devlet anlayışından uzaklaşmak, ciddi sorunlara neden olmaktadır. Bunlar ise daha sonra karşımıza büyük parasal kayıplar olarak çıkmaktadır. COVID-19 olayında bu durum bizzat su üstüne çıkmıştır.

-Dünya ekonomisini finans sektörü üzerinden büyütmeye çalışanlar.

 Dünya GDP si içinde hizmet sektörü ve hizmet sektörü içinde de finans sektörü, reel sektör karşısında giderek ağırlık kazanmaktadır. Böyle olunca gerçeğe dayanmadan dünya ekonomisi aşırı şişmekte ,yaratılan değer karşılığı değil borç karşılığı iktisadi refah yaratılmaktadır. Bunun uzun süre sürmeyeceği aşikardır.

-AB‘nin Güney ülkelerine aşırı borç verip ,onları rehavete iten ve verdiği borçlar ile onlara mal satan ALMANYA.

Şimdi sıkıntıda olan bu ülkeler artık bana borç verme ben bu borcu döndüremiyorum ,bana hibe ver demesine rağmen hala  Avrupa Merkez Bankasının para politikaları ile onların tahvillerini alıp borç veren bir AB . Son olarak 540 Milyar euro’luk yeni bir paketi kabul etmiştir.(Şimdi  Almanya Anayasa Mahkemesi bu çöp tahvillerin alımına ve kurtarma programına Almanya Merkez Bankasının  katılımını yasaya uygun görmeyerek Avrupa Merkez Bankasına bu konuda 3 ay süre vermiştir. Bu durum sadece AB ülkelerini değil biz dahil bir çok ülkeyi etkileyecektir.

-Kapitalizmin kurumlarının ve Ortodoks ahlakının çökmesini sağlayanlar;

Evvelce 20-25 yıl kullanılan malzemelerin ve eşyanın fiziki ve teknolojik ömürleri 3-5 yıla inmiştir. Böylece doğal kaynaklar hunharca kullanılmakta, dünya  her anlamda  kirletilmektedir. Kütlevi üretim bu yaratılan yeni talebi karşılamaya çalışmaktadır. Ancak acımasız şekilde daha fazla üretim için dünya harap edilmekte ve dünyanın düzeni bozulmaktadır.

 

İnsanlar daima daha fazla mal alma ihtiyacı içine girmekte fakat insanların gelirleri aynı oranda artmamaktadır. İnsanlar daha fazla borçlanmaktadır. Kredi kartları buna imkan sağlamaktadır.

Küçük firmalar batmakta ve sermaye tepede toplanmaya başlamaktadır. Gelir dağılımı bozulmakta tepede küçük bir gurup yaratılan gelirin büyük bir bölümüne sahip olmaktadır.

 

-Denizcilik sektöründe gemi tonajını aşırı şişiren risk iştahı kabarık armatörler, tersaneler, teşvik sağlayan devletler, uygun kredi veren bankalar ve fonlar.

Bu teşvikler ve uygun krediler ile dünya tonajı aşırı şişmiştir. Örneğin dünya kuru dökme  yük tonajı son 10 yılda %88.8 artarak 876 milyon dwt olmuştur.(2010 da 413 milyon dwt’di) Cape tonajı 10 yıl içinde %104.6 artarken, Handymax’lar %123.8 artmış, handy tonaj ise %27.8 artmıştır. Buna karşın 10 yıl içerisinde kuru dökme yük talebi ton mil olarak sadece %40.3, miktar olarak ise %37.3 artabilmiştir. En fazla artış da %50 ile tahıl yükünde olmuştur. Demir cevheri artışı ise %47.1 dir(Peter SAND Bimco)

Bu artış aslında2013 , 2015 ve 2016 yıllarında  önemli hurdaya çıkarmaya rağmen gerçekleşmiştir. Ha keza konteyner tonajı da 2016’yı dikkate almaz isek (2016 da %2’nin altında artmıştır) her yıl  önemli ölçüde artmıştır. Tankerlerde çift cidar uygulaması ile azalan tonaj ,  2014 de başlayan ve 2015 de gelişen  petrol fiyatlarındaki düşme nedeni ile artan talep sonucu doğal olarak artan navlunlar tanker tonajı arzını da artmıştır. Fakat 2018 de en fazla hurdaya çıkan tonaj tanker tonajı  olmuştur.(2018 yılında Dökme yüklerde ise çok az hurdaya çıkma olmuştur.)

-Denizcilik piyasasının ve bazı segmentlerin yükseleceği yönündeki rapor ve beyanları ile piyasa oyuncularını yanıltan bazı analist, uzman ve kanaat önderleri.

2015 sonu ve 2016 başında iflasa giden bir çok armatör kendilerini analistlerin yanılttığını ileri sürmüştür. Geçtiğimiz yıllar içinde bazı kanaat önderleri yapılan incelemelere göre deniz taşımacılığında 2007-2008 deki gibi büyük sıçramaların 35 yılda bir olduğunu ,son krizden sonra bu büyük sıçrama için zaman olduğunu, dolayısı ile bu piyasanın yükselme trendinde olduğunu yatırma devam etmelerinin armatörlerin lehine olacağını belirtmişlerdir.

Başka bir toplantıda ise arz ve talep açısından mukayese yapıldığında en iyi durumdaki segmentin konteyner taşımacılığı olduğunu, armatörlerin tercihlerini konteyner taşımacılığından yana kullanmalarını tavsiye etmişlerdir. Oysa konteyner taşımacılığında line işleticisi olarak küçükler yok olmakta piyasayı tepedeki 10-15 şirket kontrol etmekte ve bu sayı giderek azalmaktadır.

Liner taşımacılık artık küçük sermaye işi olmaktan çıkmış olup, düzenli hat taşımacılığı Türk armatörünün geleneğine ve meşrebine uygun bir işletme türü de değildir. Konteyner tonajına yatırım yapan armatörlerimiz, bir iki tanesi dışında , bunu gemileri time charter esası ile kiralamak üzere satın almaktadırlar.

 Ancak geçtiğimiz yıllar içinde konteyner şirketleri giderek daha fazla ölçüde kendi tonajlarına sahip olma politikası izlemektedirler. Time charter esası ile gemi kiralamalarında armatörler bir büyük line’a gemilerini kiraladıktan sonra ,onun kirasından çıkıp başka bir Line’a gittiklerinde kiradan çıktıkları hat işleticisinin teklifinden daha yükseğini bulmakta başarılı olamamaktadırlar. Bu nedenle bu işe giren bir çok dökme yük taşıyıcısı bundan çıkmıştır.

Ancak kira sözleşmesinden çok konteyner hattı işleticisine finansman desteği ile ortak olan, yada konteyner işleten firmanın tersanesine finans desteği ile gemi imalatı sipariş edip aynı zamanda bunu uygun ve iyi tıme charter ratelerinden uzun dönem kiralayan sermaye gurupları başarılı olmuşlar, onların yaptıkları da gemi işletmekten çok varlık yönetimi olmuştur.

Diğer taraftan 2019 sonunda  yapılan ve konteyner firmalarının finansal yapılarının sağlamlığını  ve iflasa gitme ihtimalini inceleyen Edwart Altman’ın Z Score Formula  testinde tepedeki 12 firmanın 7 sinin rakamı 1.3 çıkmıştır.

Bu teste göre 3 altı iflas alanı olup 1.5 un altı ciddi iflas tehlikesine işaret etmektedir. Durum bu iken armatörlerimize konteyner taşımacılığı en iyi durumdadır. Buraya yatırım yapın tavsiyeleri gelebilmektedir. Normal arz ve talep tahlilleri sayısal incelemelerdir. Bunların birde kalitatif değerlendirmesinin ve  geleceğe dair kestirmelerin de yapılıp ona göre tavsiyelerin yapılması gerekir.

PEKİ İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ BU KRİZ NASIL ÇÖZÜLMEKTEDİR???

Bu kriz yine para politikaları ile düşük faiz ve parasal genişleme ile çözülmektedir. Hazine borçları artmakta ve merkez bankalarının bilançoları şişmektedir. Fed’in bilançosu 2008 de 1Trilyon usd iken 2013 de 4 Trilyon usd’ye, 2020 de önce 5 Trilyon usd’ye sonra  6 .34 Trilyon usd ye çıkmıştır. Bunun bu yılın sonuna kadar 11.5 Trilyon usd olması beklenmektedir.

Ha keza Avrupa Merkez Bankasının bilançosu da  zaman içinde  2 Triyon Euro’dan 2012 de 3.02 Trilyon euro’ya, daha sonra ise 6 Trilyon euro’ya yükselmiştir.(Aralık 2019’da  4.67 Trilyon Euro, Nisan 2020’de  5.2 Trilyon Euro) aynı şekilde Japon merkez bankasının bilanço büyüklüğü de 2008 de 980 milyar usd iken 2017 de 4.5 Trilyon usd ye yükselmiştir. 20 Mart 2020 de 594.1 Trilyon Yen’e çıkmıştır..

KISACA YUKARIDA AÇIKLAMAYA ÇALIŞTIĞIMIZ ÜZERE İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ KRİZ , ZATEN BU KRİZİN DİĞERLERİ MEYANINDA ÖNEMLİ BİR NEDENİ OLAN  PİYASAYA AŞIRI FİNANS POMPOLANMAK VE BORÇLANMAK SURETİ İLE ÇÖZÜLMEKTEDİR. TABİ BU SEFER BİRDE BUNA MALİYE POLİTİKASI ARAÇLARI EKLENMEKTEDİR.( Ancak AB bu konuda zayıf kalmaktadır)

Tüm şifahi ve yazılı beyan ve makalelerimde belirttiğim üzere; salgın kontrol altına alınıp, normalleşmeye geçildikten sonra, yeni bir dalga gelmez, yada başka bir sıkıntı çıkmaz ise piyasaya enjekte edilen bu kadar bol para ile hane halkına harcama, girişimciye ise yatırım yapma konusunda güven geldikten sonra 2020’nin  3.cü ve 4.cü çeyreğinde piyasa tedricen yükselerek göreceli olarak iyileşecek, fakat 2020’nin sonuçları buna rağmen kötü olacaktır.

2021 de bu iyileşme, koyduğumuz rezervler ile devam edecek ve 2021 aynı 2009 krizinden sonra 2010 da görülen bir önceki yılın küçülmesini telafi edici şekilde iyi olacaktır. IMF e göre dünya ekonomisi 2021 de %5.8 büyüyecek ,Euro bölgesi %4.7, Gelişmiş ekonomiler %4.5, Gelişme Yolundaki ekonomiler %6.6 bunların içinde Çin %9.2 , Hindistan ise %7.4 büyüyecektir. Parasal genişleme birden bire kesilemeyeceği için 2021 de de düşük ölçekli de olsa devam edecek, ya da en azından faiz yükseltilmesi yada bilanço küçültmesi olmayacaktır.

Ancak bu kadar bol finansman ve aşırı borçlanma 2021’ın ötesindeki yıllarda 2023 -2024 de borç kaynaklı yeni bir krizin sebebi olacaktır. Hal böyle olmakla beraber benim bu 2021’in ötesinde yeni bir kriz bekliyorum sözüm, yukarıdaki detaylar ile altını beslememe rağmen piyasaya ve basına 2021 de kriz bekliyorum şeklinde gerçeğe uygun olmayan bir beyan şeklinde çıkmıştır. OYSA BEKLENTİM YUKARIDA DA AÇIKLADIĞIM ÜZERE BANA YAKIŞTIRILAN BU YANLIŞ BEYANIN TAM TERSİDİR.

O halde sorumuzu tekrar soralım içinde bulunduğumuz krizin sorumlusu kim ???? COVİD-19 ‘mu  

NE DERSİNİZ…

Bu yazı toplam 2511 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.