1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Teknemizi alanlar bizi hep iyi hatırlamalı
Teknemizi alanlar bizi hep iyi hatırlamalı

Teknemizi alanlar bizi hep iyi hatırlamalı

Kimya Mühendisi-Dizaynır olan Sencer Bulut ile projesini, hedeflerini, denizcilik sektörünü ve denizlerimizi konuştuk.

A+A-

“Yol kenarındaki yağmur mazgallarını kumbara sanıp harçlığımı atardım, bu yüzden en çok denizden alacaklıyım”… Sunay Akın’ın “Alacak” isimli bu şiiri Sencer Bulut’u derinden etkileyen dizelerden oluşuyor. Denize yönelmesinde önemli rol oynayan bu şiir, şimdilerde kendi imzasını taşıyacak yeni bir tekne üretiyor olmasında da önemli bir etken olmuş. “Cyclone” yani fırtına adındaki yeni teknenin üretiminde her ayrıntıyı titizlikle planlayan Sencer Bulut ve ekibinin hedefi farklı dizaynı, hafifliği ile Türkiye’yi en iyi şekilde temsil edecek bir tekne üretmek. Sencer Bulut ile projesini, hedeflerini, denizcilik sektörünü ve denizlerimizi konuştuk.

Başarılı bir eğitim hayatınız olduğunu biliyoruz. Biraz eğitiminizden bahseder misiniz?
Aslında hep devlet okullarında okudum. Yine de hem Kadir Has Anadolu Lisesi’ni, hem de özel okullar sınavını kazandım. O zamanlar ilk hocalarımızdan olan Oktay Sinanoğlu akımı vardı. Yabancı dille eğitime karşı bir akımdan geliyoruz. Ben yabancı dilde okumaya hala karşı bir insan olarak, Türkçe eğitim almak zorunda olduğumu hissedip Anadolu Lisesi’ne devam ettim. Başarılı bir öğrenciydim. Şimdi bütün dersleri Türkçe almama şükrediyorum. Çünkü bir insan ana dili ile aldığı matematiği, fiziği, kimyayı yabancı dille algılayamaz. Zaten Oktay Sinanoğlu’nun da söylediği de budur. Ben hep yurtdışında okumak için hazırladım kendimi. Aslında sınavları kazandım da, ancak maddi imkansızlıklar yüzünden Yeditepe Üniversitesi’ne girdim. Üniversiteyi de Amerika’da tamamladım. Bu arada birçok sertifika programına katıldım. Harvard Medical School’dan tutun, Nesta Certification Program’a kadar Amerika’da birçok sertifikam var. Amerika’ya kendi imkanlarımla gittim; hem çalıştım, hem okudum. Eğitimim kimya üzerine, özellikle polimer kimya. Diğer taraftan gıda ve biyokimya dallarında aldığım eğitim sayesinde Amerika’da birçok spor kulübüne danışmanlık yaptım, rugby takımlarında çalıştım.

Sporcu beslenmesinin kimya mühendisliği ile nasıl bir bağlantısı var?
Bacası tüten her yerde kimya vardır. Kimya mühendisliği çok önemli bir mühendislik dalıdır. Ben Türkiye’de polimer kimya üzerine eğitim aldım. Bütün boya ve tekne sektörünün temeli polimer kimyaya dayalıdır. Tekne üretmek için gemi inşaatı mühendisi olmak yetmez. O teknelerin her yapısında kimya mühendisinin imzası vardır. Kompozit tekneler olsun, tankerlerde kullanılan yeni alaşımlar olsun hepsi kimya mühendislerinin elinden geçer. Amerika’da benim aldığım eğitim uluslararası sporcu beslenme uzmanlığı idi. Sporcu beslenme uzmanlığı profesyonel anlamda Türkiye’de yapılmıyor. Oysaki beslenme sporun her şeyidir. Kullanılması gereken legal takviyeler vardır. Bunlar; proteinler, aminoasitler ve multivitaminlerdir. Bunlar çok dikkatli ve çok bilinçli kullanılmalıdır. İşte bu noktada kimya mühendisliği devreye girer. Türkiye’de ne yazık ki bunlar doğru kullanılmıyor, bu nedenle özellikle bazı spor dallarında başarılı olamıyoruz.

Siz yurtdışında bu alanda çalışmalar yapmışsınız, hala talepler geliyor mu?
Amerika’da iki rugby takımı var. Bunlar daha önceden beri advise ettiğim takımlar. Onlardan ciddi teklifler geliyor, çünkü rugby güce dayalı bir spordur. Çok ünlü iki tenisçi ile çalıştım. Hala biriyle devam ediyorum çalışmaya. Ayrıca vücut geliştirme sektöründe önemli bir isim olan Dexter Jackson ile çalıştım. Sporcu ek gıdaları çok önemlidir. Çin’de bu yönde önemli çalışmalarımız oldu, bazı ek gıdalar ürettik. Mesela creatine ve protein tozu gibi… Türkiye’de bunlar bilinmezken, biz Amerika ile beraber bu ek gıdaları Çin’de ürettik. Ne yazık ki Türkiye’de kulüpler bu konuya para harcamaya sıcak bakmıyorlar.

Artık denizcilik sektörüne yönelik çalışıyorsunuz, öncelikle sizin denizle ilişkinizi öğrenelim.
Ben küçükken teknoloji bu kadar hayatımıza girmemişti, dolayısıyla yazın yapacak tek şey denize girmekti. Saatlerce denizde kalırdık, sonunda güneş çarpardı. Eski bir tahta bulup, annem “Çık artık hasta olacaksın, dudakların mosmor oldu” diyene kadar denizde kalırdım. Ve ayağımı midye kestiği zaman ağlamazdım, onu zaten olması gereken doğal bir şey gibi görürdük. Deniz her şeydi bizim için. Denizanasını elimize alıp, başka bir yere koyarken, sanki denizden biriymiş gibi davranırdık. Denize her atladığımda, deniz bana sarılıyor gibi hissederdim. Çocukken insan daha saf, daha doğadan oluyor. Sanki yaş ilerledikçe, uzaklaşıyor gibi hissediyorum. Açıkçası şimdilerde tekrar sarılmak istiyorum denize.

Deniz sizi çağırmış zaten, yeni bir projeniz var denizcilik sektörüyle ilgili. Biraz projenizden bahseder misiniz?
Tekne üretmeye başlıyoruz. Küçükken üstü açık balıkçı motorları vardı. Ahşap, 7-8 metre olanların dümenleri çubuktu, kıçtan takma motorları vardı. Ne zaman nereye çevirince sağa ya da sola dönüyor, onları kullanarak başladı tekne sevdamız. Ayrıca Türkiye’de artık üretimin ilerlemesi gerektiğini düşünüyorum. Beslenme uzmanlığında olduğu gibi buradaki açıkları görüyorum, kapatmak istiyorum. Amacımız sektöre daha ileri teknolojiyle, daha hafif, daha dayanıklı ve daha güçlü bir tekne yapmak. En son teknoloji olan karbonu kullanıyoruz. Tamamen karbon tekne yapıyoruz. Bu konu ile ilgili çalışmalarımızı Poliya ile beraber yürütüyoruz, ürünü birlikte geliştirdik. Poliya’nın sahibi İsmet Çakar çok yardımcı oldu. Çok tecrübeli bir kimya mühendisidir kendisi. Zaten baba mesleği olarak defalarca tekne yaptığımız için zorluk yaşamadık. Yeni bir teknoloji geliştirirken, çok ciddi araştırmalar yaptık. Mesleğimi de kullanma fırsatı buldum. Farklı dizaynı, hafifliği ile çok farklı, Türkiye’yi çok güzel temsil edecek bir tekne üretiyoruz.

Bu bir Türk üretimi tekne olacak diyebiliriz öyleyse…
Yapanlar Türk, ama kullanılan malzemeler tamamen Türk menşeli değil maalesef. Karbon sadece yedi ülkede üretiliyor, zaten bu kadar pahalı olmasının sebebi de bu. Kullandığımız motor Volvo IPS. Aslında bizimkisi butik bir proje… Tekne üretimi konusunda dünyayı yakalayabiliriz, çünkü kaliteli tekne ve yatlar üretiyoruz. Tekne üretiminde dünyada çok büyük guruplar var ama biz de kötü değiliz. Know-how olarak daha iyi olacağız. Kar amacı gütmeden çalışıyoruz. Mesela teknenin üstünde tamamen tik ağacı kullandık. UV filtrelenmiş canlarımız var, zaten bütün tekne sandviç panel. Bu güneşin içeri girmesini yüzde 90’a yakın önlüyor. Projemize çok güveniyoruz. Teknemizin adı Cyclone olacak. Cyclone zaten balıkçı teknelerinin çocuğu. En azından biz onu öyle görüyoruz. Bu arada hemen belirteyim bütün teknelerimizi Türk Loydu ile çalışarak üreteceğiz. Çünkü Türk Loydu son derece başarılı bir klas kuruluşu.

Şu anda üretilen tekne kaç metre olarak tasarlandı?
13 metrelik bir tekne ile başlıyoruz. Bir sonraki projemiz 20 metre, sonra 25 ve 30 metrelerde üretim yapıp, mega yat üretimine geçmek istiyoruz. Philippe Starck gibi çok ünlü tasarımcılarla görüşüyoruz. Sonraki projelerimiz için şimdiden çalışmaya başladık. Amacımız mega yatlar üretmek. Türkiye bu sektörde dünyanın her ülkesi ile yarışabilir. Biz ilk başta üreteceğimiz bu tekneyle neler yapabileceğimizi göstereceğiz, ardından müşterilerimizin desteği ile çok daha iyi yerlere geleceğiz. Ayrıca Türkiye genelinde yeni yapılan marinaları da yakından takip ediyoruz. Bizden teknesini alacak insanın teknesini bağlayacak yeri yoksa, biz ona yer de sağlayacağız.

Projenin hangi aşamasındasınız?
Kompozit teknelerde üretim; model kalıp, kabuk gibi bir sıralama ile yapılır. Biz seri üretim yapacağımız için ne kadar butik üretim yapsak da bu banttan ilerliyoruz. Şu an model aşamasındayız Modeli ahşaptan yapıyoruz. Aslında her aşamada sevgimizi de katıyoruz, her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünüyoruz, bu nedenle de yavaş ilerliyoruz. İleride tekne bitip satma aşamasına geldiğinde çok üzülerek vereceğiz. Açıkçası müşteri seçeceğiz. Bu belki pazarlama açısından doğru bir şey olmayabilir ama biz başarının kaliteden geçtiğine inanıyoruz. Bizim teknemizi alacak insan bizi hep iyi hatırlamalı.

Amatör denizciliği geliştirmek için sizce neler yapılması gerekiyor?
Son yapılan vergi düzenlemelerinin çok faydası oldu sektöre, ama yeterli değil. Türkiye’de insanlar daha çok yelkenli tekneleri tercih ediyorlar, çünkü bunların işletme maliyetleri düşük. İnsanlar motor yat alamıyorlar. Vergiler ve maliyetler biraz daha azaltılabilirse, sektörün daha da canlanacağına inanıyorum, çünkü Türk insanı aslında denizi seviyor.

İnsanlarımız denizi seviyor ama denizle buluşmakta sıkıntı yaşıyorlar galiba…
Kesinlikle öyle. Artık durumu iyi olmayan denize yaklaşamaz hale geldi. Bugün Boğaz’dan geçerken imkansızlıklar içinde, akıntıya rağmen denize girmeye çalışan insanları görüyorsunuz, çünkü bu insanların denize girebileceği plajlar yok. Ayrıca hala denizlerimizi çok ciddi kirletiyoruz. Bu konuda hiçbir bilincimiz yok. Burada hükümete çok iş düştüğünü düşünüyorum ki bence Ak Parti hükümeti bu konuda gayet duyarlı davranıyor. Sayın Başbakanımız Tayyip Erdoğan’ın Karadenizli olması ve denizi sevmesi bizim için önemli bir şans. Halkı bilinçlendirecek çalışmalar yapılmalı, insanların denizle rahat buluşmaları sağlanmalı. İnsanlara daha temiz, daha güzel yerde denize girme imkanı sunulursa, ancak o zaman deniz sevilir. Maddi olarak yaşanmayan bir şey maneviyata yansıyamaz. İnsanlar denize giremezlerse, onun şiirini yazamaz, resmini çizemezler, denizden de uzaklaşırlar.

Daha önce de denizcilik sektöründe çalışmalar yaptınız mı?
Aliağa’da gemi söküm işi yaptık. Uzak Doğu’da da bir dönem kuru yük gemileri ve tankerler alıp pazarladık. Bütün gemileri iyi tanıyor olmamın bu tekneyi yaparken çok yardımı oldu. İki sene kadar brokerlik yaptım. Bir tekne alınıp satılırken ne önemlidir, neler yapılır hepsini işin mutfağında öğrendim.

Ekonomik krizle birlikte denizcilik sektörü zor günler geçirdi. Önümüzdeki süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dünyada yaşanan krizden doğal olarak biz de etkilendik. Ama artık bu sürecin sonuna geldik, yine de eski rakamlara ulaşmak mümkün görünmüyor. Kore ve Çin’deki gemi inşa rakamlarına baktığımızda özellikle kuru yük gemileri ve tanker siparişlerinde yüzde 82 ile açık ara önde olduklarını görüyoruz. Onlarla bu alanda rekabet etmek hem Avrupa ülkeleri, hem de Türkiye için çok zor. Bence gemi söküm alanında Türkiye iyi yerlere gelebilir. Türkiye bu alanda Uzak Doğu ile rekabet edebilir, çünkü geçiş bölgesinde yer alıyoruz. Bu alanda yapılacak yatırımların bizi dünyada iyi bir noktaya getireceğini düşünüyorum. Diğer taraftan kuru yük gemilerinin navlunlarında dönemsel artışlar yaşanabilir ama ben tankerin geleceğinin daha iyi olacağını düşünüyorum. Hatta ileride bu işe yatırım yapabilirim. Bu alanda Yunanistan ile ortak işler yapabiliriz.

İleriye yönelik nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
Tekne üretiminde çok ciddi bir çıkışla Türkiye hak ettiği yere en iyi şartlarda ve en kısa zamanda gelecektir. Biz de bunun öncülerinden olacağız. Genel olarak denizcilik sektöründe komşu ülkelerle aramızı iyi tutup, birlikte bir güç olarak hareket edebilirsek Uzak Doğu ile rekabet edebiliriz.

Sencer Bulut kimdir?
İlkokulu Faik Reşit Unat İlköğretim Okulu’nda okudu, ardından Kadir Has Anadolu Lisesi’ni kazanarak eğitimine devam etti. Yurtdışında bulunan değişik üniversiteleri kazanmasına rağmen maddi imkansızlıklar nedeniyle Yeditepe Üniversitesi’nde kimya mühendisliği eğitimi aldı. Ardından Amerika’ya giderek üniversite eğitimini burada tamamladı. Bu arada Harvard Medical School ve Nesta Certification Program’a kadar Amerika’da birçok sertifika programına devam etti. Kimya mühendisliği, özellikle polimer kimya, gıda ve biyokimya üzerine aldığı eğitimler sayesinde Amerika’da uluslararası sporcu beslenme uzmanlığı alanında tanınan bir isim oldu. Amerika’da birçok spor kulübüne, Rugby takımlarına, ünlü tenisçilere ve vücut geliştirme sporunda önemli bir isim olan Dexter Jackson’a danışmanlık yaptı. Şimdilerde ise denizcilik sektörüne yönelerek, polimer kimya üzerine aldığı eğitimi, kendi tasarımı olan bir tekne üzerinde uygulamaya başladı. Buğra Lüleci, Yaman Zoral ve proje müdürü Aslı Felah’tan oluşan ekibi ile birlikte farklı dizaynı, hafifliği ile çok farklı bir tekne üretmeyi hedefleyerek, Türkiye’yi dünyada başarı ile temsil edecek bir projenin son aşamasına geldiler. Üretecekleri teknelerle ilgili hedeflerini gerçekleştirmek için bu alanda başarılı çalışmalar yürütüyor.

Virahaber

Bu haber toplam 1183 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.